60 yıllık mezbaha 2 ayda tarih oldu!

dursunbey mezbaha

“Et üretim tesisleri yönetmeliğine uygun olmadığı ve uygun hale getirilemeyeceği” gerekçesiyle mezbahanın kapatılmasına, mezbaha yerinin sahibine iadesine ve içindeki malzemelerin ihale ile satılmasına karar veren Dursunbey Belediye Meclisi 60 yıllık mezbahanın tarih olmasına vesile oldu. Dursunbey’in sorunlarına duyarsızlıkları ile dikkat çeken BM üyeleri aldıkları tartışılır kararlar ile de tarihe geçmeyi başardılar.

Mezbahanın yeni yönetmeliklere göre düzenlenmesi konusu aylar öncesinden belli iken, belediye yönetiminin bu konuyu göz ardı etmesi ve gelecek için her hangi bir önlem almaması, kent konseyinin bile aylar öncesinden “mezbaha kapandıktan sonra alınacak önlemler” diye “teslim olma” gündemi belirlemesi bilinirken ve de mezbaha kapandıktan sonra milletvekiline karşı “Bu nasıl bir uygulamadır anlayamadık” diye timsah gözyaşları dökerek mezbaha konusunu geçiştiren Dursunbey Belediye yönetimi ve BM üyeleri bu süreçte tam bir samimiyetsizlik örneği sergilediler.

MEZBAHA KAPANDIKTAN SONRA NELER OLDU?

Mezbahanın kapanması sonrası Dursunbey’de hayvancılık işi ile uğraşanlar hayvanlarını Kepsut mezbahasında kestirmek zorunda kaldı. Son 6 aylık süreçte Dursunbey’de 1500 civarı (net resmi kayıt sayısı 1296) hayvan kepsut mezbahasında kesildi. Bu kesim işlemleri için (yol-nakliye giderleri hariç) 116 bin (116 milyar) lira Kepsut mezbahanesine ödeme yapıldı. Mezbahanın uzaklığı nedeniyle ölen veya telef olan hayvan sayısı bu rakamların dışındadır.

Türkiye genelinde mezbahaların kapanmasına tepkiler artınca, iktidar yerel seçimleri düşünerek kararı erteledi ve kapanan mezbahalar tekrar açılarak faaliyetlerine devam ettiler. İktidarın erteleme kararı vardı ancak Dursunbey Belediyesi apar-topar bir yaklaşım ile mezbahayı elden çıkarınca, tekrar faaliyete başlama şansını kaybetti. Bu kaybediş Dursunbey’deki hayvancılık sektöründeki var olan sıkıntıların daha da büyümesine yol açtı.

MEZBAHANIN BAŞINA GELENLER, PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ!

Bir de bu mezbahanın ayrı bir öyküsünü anlatalım:

Mehmet Yarma belediye başkanı. Başkanın makamındayız. Rahmi arkadaşımız da başkanın makamında. Rahmi başkana “Mezbaha yeri bizim, orayı bize ver” diyor. Başkan “Veremem Rahmi. Millet beni tefe koyar. Sen benim siyasi hayatımı bitirmek mi istiyorsun?” diye yanıtlıyor. Daha sonraki zamanlarda Rahmi arkadaşımız mezbaha yeri kendilerine verilmeyince o dönem çıkardıkları gazetede başkan Yarma’ya sokaklardaki çamurları bahane ederek “Çamur Mehmet” lakabını takıyor.

Yarma’dan umudunu kesen Rahmi arkadaşımız sonraki seçimde Mehmet Filiz’i destekliyor. Filiz belediye başkanlığını kazanıyor, Rahmi aynı talebi Filiz’e de götürüyor. Mehmet Filiz de “kamu yararı önde gelir” gerekçesiyle talebi geri çeviriyor. Rahmi bu defa da Filiz’e karşı cephe açmaya başlıyor ve gazetesinde Filiz’e karşı eleştirilerini sıklaştırıyor.

Daha sonra belediye başkanlığı görevini M. Ruhi Yılmaz devralıyor. Haliyle aynı talep ona da gidiyor. Yılmaz’ın da başka seçeneği olmadığı için bu talebi buzdolabına kaldırıyor. Bunun üzerine Rahmi bu kez fazla yazılı olmamak kaydıyla söylenti şeklinde Yılmaz’ın aleyhinde propagandalar yürütüyor ve aralarındaki limonilik sürüyor.  Ancak Yılmaz belediye başkanlığının 15. yılında Bakanlığın et üretim tesislerine yeni düzenleme getirmesi üzerine Rahmi’nin talebini buzdolabından çıkarıyor ve uygulamaya ve onaya sunarak, Rahmi arkadaşımızın 24 yıllık hayalini gerçekleştiriyor ve Rahmi’nin gönlünü kazanıyor.

BAŞKANLAR HAKLIYDI AMA RAHMİ DE HAKLIYDI!

24 yıllık süreçte bizzat tanık olduğumuz olaylar çerçevesinde 3 değişik belediye başkanı aynı talebi geri çevirmekte haklıydı. Çünkü yeri hak sahibine iade etmeleri için başka bir yere yeni mezbaha yapmaları gerekiyordu. Buna belki imkanları yoktu, belki de hiç düşünmediler. O yüzden “kamu yararı” gerekçesiyle Rahmi’nin taleplerine istemeyerek de olsa “hayır” dediler veya demek zorunda kaldılar.

Rahmi de 24 yıldır diretmekte haklıydı. 60 yıl kadar önce kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerine atalarının oluru ile memleket menfaati diyerek mezbaha yapılmış. Ancak bu yer yıllar sonra kereste imalathanelerinin göbeğinde kalmış. Satıyorum dese, elini öpene en yüksek fiyatla satabilir. Memleket menfaati de bir yere kadar. Yüz milyarlar eden bir yerde “kamu yararı” diye mezbaha durması da insanın uykularını kaçırır, insanı huzursuz eder.

Netice de herkes muradına erdi, biz çıkalım kerevetine!

Araştırma/Haber/Yorum: Ahmet Erdoğan

dursunbey mezbaha havuz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.