Akbaşlar köyü kadınları danayı sırtında taşıyor muş!

102 köyümüz içinde en hareketli ve geleceği açık köylerimizin başında gelir Akbaşlar köyümüz. Konumu Dursunbey-Balıkesir karayoluna ve Dursunbey şehir merkezine yakın olması nedeniyle bir çok avantajları olan Akbaşlar köyümüz hakkında ilginç bilgiler derledik.

-Uzun yıllar uğraş verdikten sonra köye bir gölet kazandırıldı. Gölet ilk zamanlar özellikle Dursunbey halkından ilgi gördü, vatandaşlar balık avlamak ve piknik yapmak için gölete ilgi gösterdi. Sonraları gölet eski cazibesini kaybetti.

-Karayolunun yanındaki tepenin ardında kalan köy merkezi şimdilerde karayoluna yaklaşmaya başladı. Sebebini “Eskiler yine köy merkezinde duruyorlar ama gençler ve yeni evlenenler karayoluna yakın evler yapmaya başladılar. Bir de tek tük de olsa dışarılarda yaşayıp emekli olan ve ‘köyümde bir yerim olsun’ düşüncesiyle yeni bina yapanlar var” diye açıklıyor köylüler.

-Karayolunun yakınında eskiden köy arazisi olan ve şimdilerde Güçbirliği A.Ş.nin sahiplendiği arazide hayvancılık yapılıyor. Köylüler bu konuda Güçbirliği’ne kırgın olduklarını dile getiriyorlar. Güçbirliği’nde Akbaşlar köyünden 5 kişinin çalıştığı notunu iletiyorlar.

-Köye okul yapıldı. Ancak bu okulun yapımı konusunda farklı görüşler de dilden dile konuşuluyor. Konumuz okul olmadığı için bu söylentilere bu haberimizde yer vermiyoruz.

-Akbaşlar köyü siyasi tercihlerinde de adının başlangıcı gibi AK Partiyi tercih ediyor. 2009 yerel seçimlerinde 393 seçmeni alan Akbaşlar köyümüzde 382 seçmen oy kullanmış, 5 geçersiz oy çıkmış. Oyların partilere göre dağılımı şöyle: ANAP 3, MHP 21, DSP 6, İP 0, CHP 4, BBP 4, TKP 0, DP 1, SP 19, AKP 316, BTP 3

-Akbaşlar Köyümüz 2011 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 538 nüfusa sahip. Göç veren köylerimiz statüsünde değil. 22 yılda 55 nüfus azalması olmuş. Dursunbey şehir merkezine uzaklığı ise 18 km.

-Akbaşlar köyü imamı Feyzullah Kırca “Tarihiyle Kültürüyle Dursunbey Akbaşlar köyü” isimli bir kitap yayınladı. Bu kitap; Dursunbey köyleri içinde bilebildiğimiz kadarıyla “köye özel ilk ve tek kitap” olarak dikkat çekti. 407 sayfalık kitabı da inceledik ve Akbaşlar köyü ile ilgili ilginç bulduğumuz bölümleri sizler için derledik.

-2 YAŞINDAKİ DANAYI SIRTINDA TAŞIYAN AKBAŞLAR’LI KADINLAR

Köyün Davulgu dereleri mevkiinde hastalanmış ya da ayağı kırılmış 2 yaşındaki Karasığır danasını soğuktan ölmesin, köye götürüp iyileştirelim diye sırtlayıp köye getiren Akbaşlar’lı kadınların öyküleri insanı hayrete düşürüyor. Üstelik 2 yaşındaki danayı sırtında köye getirdikten sonra “Bugün hava aşağıdan mı?” diye off bile demeyen eski kadınlar hala köy işlerinde bir çok yükü sırtlarında taşımaya devam ediyorlar. (Sayfa 147)

-SAVAŞTAN KAÇMA OLAYI

“Birinci dünya harbi yapılırken Saadettin Çelik’in babası, Mustafa gökçe’nin babası  ve Tabancalı ebemin babasI Çavuş dede (adı Yunus Doğru imiş) savaştan kaçmışlar. Saman damlarına saklanmışlar. Harp bittikten sonra, savaştan kaçtıkları  için komutanları  savaştan kaçanları, onları  savaştan kaçmayan kendi arkadaşlarına vurdurmuşlar. Ancak Kaşar dede (Mustafa Gökçe)yi, Saadettin’in babası  ben zorla götürdüm demi şte öyle affetmişler. Çavuş  dedeyi bulamamışlar olsa gerek. Onu sonra Yunan öldürmüş  toklu yerinde tabancaları  sakladığı için”. (Sayfa 149)

-KAPLUMBAĞA İÇİNDEKİ ALTINLAR NE OLDU?

Akbaşlar köyünden İsmail Tığlı’nın anlattığına göre; bir tarihte tarlayı sürerken tarlada kaplumbağaya benzeyen bir taş bulmuşlar. Bir anlam verememişler. Çocuklar onunla bir süre oynamışlar ve sıkıldıktan sonra herhangi bir yere atmışlar. Ancak bir zaman sonra Bursa’dan birileri o kaplumbağayı aramaya Akbaşlar köyüne gelmişler. Bunlar da “Ne olacaktı o kaplumbağa? Çocuklar oynuyordu, nereye attılar bilemiyoruz” demişler. Gelenler de “Onun kafasına vurup kırsaydınız içi altın ve para doluydu” demişler. “Öyle olduğunu bilsek biz onu hiç kaybeder miydik. Ah ülen ah!” diye ah ediyormuş hala İsmail Tığlı. (Sayfa 150)

-OSURUK SESİ DUYMAYAN YATAK!

Bodurlar’ın Hasan Ağanın odasına karakol komutanı misafir olmuş . Hasan Ağa izzet ikram ettikten sonra komutan yatacak olmuş. Komutan “Hasan ağa bana bir takım yatak getir ama osuruk (yellenme) kokusu duymadı k olsun” demiş. Hasan ağa gitmiş  ve bir takım yatakla gelmiş  ve birde bir metre uzunluğunda baldırgan ile gelmiş. Hasan Ağa yorgan döşeği serdikten sonra baldırganı da yatağın üzerine uzatmış . Karakol komutanı “Hasan Ağa bu baldırgan ne olacak?” diye sormuş. Hasan Ağa “Osuruk (yellenme) mahalline takacaksın. Yellendiğin zaman dışarı çıkacak” demiş . Komutan “Olur mu öyle  şey” demiş. Hasan Ağa da “Ben demiş  nerde bulurum bir daha isteyen olursa osuruk duymadık yatağı!” diye cevabı  yapıştırmış. (Sayfa 150)

-EŞKİYA KELLESİ KESEN YAŞLI KADIN

Kurtuluş savaşı döneminde Akbaşlar köyümüz zor yıllar yaşamış. Bir yandan düşman, bir yandan yeni türeyen işbirlikçi yerli çeteci eşkiyalar köylülere çok zulümler yapmışlar. Akbaşlar köyü camisi önünde askerler çetecilerden birini vurmuş. Diğer çeteciler korkup kaçmışlar. Yaşlı bir kadın yerde yatan çetecinin kellesini keserek, o zaman Sarnıç köyünde bulunan karakola götürmüş ve işbirlikçi karakol çavuşunun önüne atarak “Al adamının kafasını, görevinizi yapmıyorsunuz. Bu  adamlara göz yumarak bizden çaldıklarını paylaşıyorsunuz. Yeter sizin gibi vatan hainlerinden çektiğimiz” isyanını dile getirir. Akbaşlar köyü kadınlarının cefakar olduğu kadar yürekli olduğuna tanık oluyoruz bu anekdotta. (Sayfa152)

-KÖYLERİ YILDIRAN EŞKİYA ÇÖN MEHMET AKBAŞLAR’DA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?

Birinci Dünya savaşı yıllarında Hashanlar köyünde ailesinin ve devletin sahiplenmediği Çön lakaplı Mehmet isimli bir genç yörede eşkiyalığa başlamış. Savaş kaçkınları da Çön Mehmet’e katılınca Çön Mehmet yörenin en namlı eşkiyası olmuş. Köylere gider varlıklı aileleri, dükkanları soyarmış. Cebren ve ölüm tehdidi ile ne bulursa alır gidermiş. Yöre halkı bu eşkiyadan çok çekmiş, çok bıkmış.

Akbaşlar köyü Çön Mehmet’i bir punduna getirip öldürmeye karar vermiş. Koca İbrahimlerin Kırca mevkiindeki kışlasında eşkiyaya ziyafet düzenlemişler. Ziyafet esnasında 2 erkek, 1 kadın eşkıyanın üzerine çullanıp, eşkiyayı öldürmüşler. Eşkiyanın adamları “Çön Mehmet’i Akbaşlılar öldürdü” diye şikayette bulunmuşlar. Bunun üzerine Akbaşlılar zamanın Hakimi ile anlaşarak ve hakime paralar vererek olayı kapatmışlar. Köyde halk hikayesi olarak anlatılan bu öykü de Akbaşlar köyünün farklı bir yönünü anlatır. (Sayfa 333)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.