Bedeni Fethiye’de, ruhu Çamlık’ta kaldı

Dursunbey Orman İşletmesi Çamlık İşletme Şefliği gibi koşulları çetin bir yerde en son lojmanda kalarak görev yapan kişiyken merkezde de aynı görevini yıllarca sürdüren, kendisine sürekli başka başka birimlerde sorumluluklar verilmek istenmesine içerleyen, sonunda da zaten “Dursunbey benim dünya görüşüme uygun değil” diyerek, umduğu ilgi ve takdiri göremediği yerden atamasını üsteleyerek Fethiye’ye çevresine çıkarttıran Davut D. Fen, ilçemizin yetiştirdiği entellektüellerin-aydınların (bizce) bir numaralı ismi.

Dursunbey’de başladığı yazarlık mesleğini Fethiye’de sürdüren Fen, ayrıca yerel gazetelerde de çeşitli makaleler yazıyor. Makalelerinde genellikle siyaset bilimi üzerine konuları ele alan Davut Fen, sosyal medyada da boy gösteriyor. Sosyal medyada tercihlerini global paylaşımlardan yana kullanıyor.

Fen bugüne kadar 3 kitap yazdı. Öykülerinde genellikle bire bir yaşadığı olayları ve ilişkileri anlatır. Öykülerinde birçok Dursunbey’li hemşerisine ve birçok arkadaşına rastlamak mümkün.

Biz de kendi çapımızda entelektüel olmamıza rağmen sevgili dostumuz, hemşerimiz Davut Fen’e uyum sağlamakta çoğu kez zorlanıyoruz. O, apayrı bir dünya görüşüne sahip.

Bedeni Fethiye’de olsa da, ruhu Çamlık’ta, Akdağ’da kalan ve Fethiye’de emekliliğin tadını dört dörtlük çıkaran hemşeri yazarımıza sağlıklı ve mutlu yaşamlar diliyoruz.

KİŞİ HEM YAZAR, HEM ENTELEKTÜEL OLUNCA BİYOGRAFİSİ DE FARKLI OLUYOR.
İŞTE KENDİ ANLATIMIYLA DAVUT D. FEN:

Yerleşik yaşama geçildiğinde koyun, keçi sürülerini öncelikle göz önüne alan yazarın ataları; palamut, ardıç ağaçlarının sıklıkla bulunduğu yörelerinde bayırın kuytusuna kurmuşlar köylerini. Bu yüzden palamut, ardıç, pırnal ağaçlarının çoğunlukta olduğu; kireç kayalı, taşlı bayırların; kıraç ve bir çoğu sarp yerlerde olan tarlaların çevrelediği; düz çatılarının üzeri sarımtırak renkli çorak toprakla örtülü taş evlerden oluşan, bayağı bir yüksek rakıma sahip Yörük köylerinde, iki katlı; güneye bakan yamaçtaki hanelerinde, gittikçe kalabalıklaşan ailelerinin yaşayan altı çocuklarından dördüncü sırasında, o, 1954 yılının, koyunların kuzuladığı cemrelerde; rençper, aynı zamanda köyün bakkalı da olan bir babanın ikinci oğlu olarak dünyaya geldi.

İlçemize bağlı Karapınar köyündeki o yılları, paranın ne işe yaradığının ayrımında olmadığı ve de gerek de duymadığı çağlarıydı. Ondan sonra doğup da pek yaşamayanlarından sonra, yaşama tutunan oğlan kardeşi daha yaşına girmemişken de, doğularında yer alan ve uzun yıllar yaşadıkları Dursunbey adındaki kasabalarına göçtüler. Orada bir kız kardeşleri daha dünyaya geldi.

Kasaba yaşamlarında, aileleri, köydeki gönenç düzeyinden hep uzak kaldı. Babaları, ilk yıllar arazi ortakçılığı, sonra yine esnaflık, daha sonra da işini bozduğu için dedelerinin de bildiği söylenen inşaat ustalığını yaptı. Sıkıntılarının hiç eksik olmamasından kötü etkilenen, onurlu ve düşünceli bir kadın olan anneleri bu konumlarını kabullenememesiyle ortaya çıkan bilinç kayıpları sonucu sağlığından olması sorunlarını büsbütün artırıp yaşamlarını altüst etti.

Gençlik çağı; ona okumayı da sevdiren yıllar, kimi insanın baş edemediği açmazla karşılaştığı anda ilk tepki olarak, Tanrım, sen benim aklımı koru, diyerek yakarıda bulunduğu tanımlamayla örtüşen sıkıntılarla geçti. Yaşamın çetin yüzüyle daha o zamanlar tanıştı. O zor yıllarını hiç unutamadı. Bu nedenle hemen her bulunduğu yerde, bir katkım, desteğim olur düşüncesiyle hep sorumluluklar üstlendi ve bu tutumumu hiç terk etmedi.

Kamu görevi sırasında sendikacılıkla ilgilendi. KESK’e bağlı sendika örgütlerinin Balıkesir Şubesi’nde Basın Yayın Eğitim Sekreterliği görevinde bulundu. Kamu görevinde şefliğe yükselerek emekliliğini istedi.

Lise terk olan eğitimini askerlik dönüşü girdiği Orman İşletmesi’ndeki kamu görevi sırasında, yeni açılmış bulunan Açık Lise’de sürdürdü. Hemen ardından da Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nin iki yıllık Mahalli İdareler Yönetimi Bölümü’nü severek bitirdi.

Yazarın, “Köpük ve Kıvılcım”, “Kıyıya Vurmak”, “Gözleri Alan Yamaçtaki Kar Işıltılarında” adlarını taşıyan üç kitabı bulunuyor.

Evli ve büyüğü Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü, küçüğü ise Meslek Lisesi’nde Yapı Ressamlığı eğitimi almış iki oğul babası olan Fen; 1997’den beri Fethiye’de yaşıyor.

Haberin Notu: Çevrenizde emekli olan yüzlerce insan görürsünüz. Dikkat edin, çoğu hayattan uzaktadır. Sevgili dostumuz Davut Fen bu klasiği aşan bir insan. Kendisine gıpta ettiğimizi, hoşgörüsüne sığınarak böyle samimi bir haber hazırladığımızı hatırlatırız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.