BEN değil, BİZ kazanalım!

İş ve ticaret ahlakı insanların dürüst ve ahlaklı bir şekilde çalışarak; haksızlık ve güveni kötüye kullanmadan düzenli ve güvenli bir şekilde üretip insanların istifadesine sunmayı gerektirir. İş ve ticaret hayatı çalışkanlığı, dürüstlüğü, vicdan sahibi ve ahlaklı olmayı gerektirir.

Çalışıp rızkını el emeğiyle kazanan işçiler olarak iş ahlakı; çalışırken işe geç gelip erken giderek ve yavaş hareket ederek mesaiden çalmamayı gerektirir. Yine çalışırken kullandığımız aletlerin, işlediğimiz malzeme ve ham maddenin verimli kullanımına dikkat etmeyerek verimden çalarak kazanç elde etmemeyi gerektirir.

Üretici ve işveren olarak iş ve ticaret ahlakı; üretip kazanırken iyi kalite mal üretmenin yanında, aşırıya kaçmadan iki tarafında memnun olacağı fiyatlarda ücretlendirmeyi gerektirir. Daha kaliteli malı daha ucuza nasıl üretirim, halkımın ve insanlığın hizmetine nasıl sunarım yapmak gerekir. Bir şekilde rakiplerimizi ortadan kaldırarak, oların üretim yapmasına engel olarak, rekabeti haksız ve ahlaksız bir şekilde yapmamak gerekir.

Bakkal çalıştırıyoruz. Köylü ilçeye rahatça ve sık sık gider gelirse; oradan daha ucuza daha kalitelisini bulup alır ve benden alış veriş yapmaz. Böylece benimde kazancım düşer diye köy yolarının yapılmasını istemeyen köy muhtarını düşünebiliyor musunuz? Veya bu zihniyetle köye gelecek diğer bütün çağdaş hizmetler de olduğu gibi; okul gelirse her şeyi öğrenirler de bizim köylüyü istediğimiz gibi yönlendirme ve inandırmamız zorlaşır diye köye yapılacak okulu engellemeye kalkan köy ileri gelenlerini düşüne biliyor musunuz? İlçemize ve köye iş sahası açılırda köylü orda işe girerse; üç kuruşa çalıştıracak işçi bulamam diye fabrika ve benzeri üretim sahasını engellemek isteyen ilçe ve köy ileri gelenlerini düşüne biliyor musunuz?

Kendi geleceklerini düşünürken, köyünün, ilçesinin, ilinin ve ülkesinin geleceğini görmezden gelen güya aklıevvelleri anlamakta zorlanıyorum. Birileri daha ucuza daire yaparak, benim dairelerin pahalıya satılmasına mani oluyor diye ayağına bacağına kurşun sıktırma girişiminde bulunan ve bulunmayı göze alacak aklıevvellerin zihniyetini aklım almıyor.

Geçen gün bir filmde seyretmiştim. Bir kişi Fırat nehrinde salla taşımacılık yapıyordu. İşimi kaybedeceğim ve insanlar sala ihtiyaç duymayacak diye köprünün yapılmasını engellemek için mühendisleri ve işçileri tehdit ediyordu. Kendi kazancı için civardaki birkaç köyün faydasına olacak köprüyü yaptırmamak için dövmeye ve öldürmeye kalkıyordu.

Hiç duydunuz mu bilmiyorum. Manisa’daki dünya devi olma yolunda hızla tırmanan Zorlu şirketinin Vestel şirketini Balıkesir’e kurmak istendiğinde; Balıkesir’in bir iki zengin adamının buna engel olduğunu, adamın Manisa’ya gitmek zorunda kaldığını hiç duydunuz mu? Vestel Balıkesir’e kurulsaydı belki de işsizlik sorununu tamamen bitirecekti.

Falan başkan falancayı ziyaret etti. Falanca şahıs devletin yaptırmakta olduğu yolun yapım çalışmalarını yerinde görerek inşaat sahasında gezdi ve falan dedi feşman dedi. Sıradan bir vatandaş eğitim, kültür ve medeni gelişim için topluma yön verecek bir çalışma yapsa, toplumun hizmetine faydalı şeyler ortaya koysa o kadar değer bulmaz.

Neymiş falanca başkan falanca yeri gezdi. Falanca başkan güldü, acaba kime güldü. Niye güldü. Reklâm ve yağcılık kokan haberler de olsun ama onların olmadığı sıradan vatandaşların yaptığı değerli hizmetlerde gündemde daha fazla yerini alsa olmaz mı? Yanlış yapılan, eksik yapılan yapılamayan işlerde gündemde yer teşkil etse daha iyi olmaz m?

Köylerden resmi işlerini yapmak ve aynı zamanda ihtiyaçlarını karşılamak için halk gelip te alış veriş etmese, bitmek üzere olan elmacılık ve kereste üzerine çalışmalar da olmasa ekonomik hayat nerdeyse ilçemizde duracak ve geçim zor sağlanacak. Onun için ilçemiz başta olmak üzere köylerimizde yeni iş sahalarının açılmasının, istihdam yaratacak ve üretim sağlayarak diğer ilçe ve illere satacak tesisler kurmayı teşvik etmek gerek. Kendi şahsi çıkar ve kazançlarımızın artmasından çok memleketimizin menfaatine bir şeyler yapmayı teşvik etmek ve desteklemek gerek. Yol, su, kanalizasyon, alt yapı, cadde ve sokaklara parke döşeyip, her gün muntazam temizlemek medeniyettir. Ama yeterli değildir.

Yatırımların gitmesini değil, olabildiğinde çok gelmesini sağlamak gerek köylerimize, ilçemize ve ilimize, devlet çapında da ülkemize. Engeller yaratmak yerine engelleri kaldırmak gerek bu alandaki. Halkımıza yarınları aydınlık, ben değil biz düşüncesiyle hareket edebilen mutlu ve umutlu bir gelecek dileyerek bu yazımıza noktayı koyalım.

Kalın selam ve sağlıcakla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.