Bir miktar para bulunmuştur. Kaybedenlerin!

yenidursunbey kurşun kalem

Dursunbey’de yaşayanlara “Dursunbey’i neden seviyorsunuz?” diye bir soru yöneltseniz, genellikle “Doğduğum yer, anam-babam burada yaşıyor, eşim, dostum, arkadaşlarım burada” şeklinde cevaplar verecektir. İkinci soru olarak “Dursunbey’i neden sevmiyorsunuz?” diye sorsanız, genellikle “Sosyal hayatı kısıtlı, iş imkanları yok, Dursunbey gelecek vaat etmiyor, çocuklarımıza gelecek sağlamıyor” şeklinde cevap verilecektir. İkinci soruyu biz de aynı şekilde cevaplardık.

Birinci soruyu bize sorsalar, biz şöyle cevaplardık:

Günümüz itibariyle dünyanın hiçbir yerinde ‘Bir miktar para bulunmuştur. Kaybedenlerin zabıta bürosuna uğramaları rica olunur’ diye bir anonsu duyamazsınız. Biz Dursunbey’i bu yüzden seviyoruz. Burada insanlar kimsenin parasına tenezzül etmez. Yine dünyanın ve Türkiye’nin çoğu yerinde herhangi bir yangın olduğunda bizim halkımız kadar yangına can siparane müdahale eden insanlar göremezsiniz. Türkiye’nin hiçbir yerinde Dursunbey halkı kadar yardımsever bir halk yoktur. Özellikle dini motifli yardımlardaki performansları daha yüksektir. Bir çok il ve ilçelerdeki cami, kuran kursu vb. dernekler yardım toplamak için özellikle Dursunbey’e gelirler. Ülkemizdeki birçok cami, kuran kursu gibi yapımlarda Dursunbey halkının az veya çok tuzu vardır.

Dursunbey halkı paylaşımcıdır. Kadınlarımız evde ekmek yapıyorlarsa bir kısmını mutlaka komşuları ile paylaşır. Tarlasında, bahçesinde yetiştirdiği ürününü komşusu ile, çevresi ile, arkadaşları ile paylaşır insanlar.

Dursunbey halkı insancıldır. “Falanca hastalanmış veya ameliyat olmuş” denilse, o insanın hastanedeki veya evindeki ziyaretçi sayısına bakınız, dünyanın başka bir yerinde bu özellik yoktur.

Dursunbey halkı vefalıdır. Hayatın tek değişmez kuralı ölümdür. Dursunbey’deki cenazeler genellikle kalabalık bir katılımla mezarlığa defnedilir. Cenaze sahipleri genellikle fazla yorulmaz. Eş-dost yapılması gereken çoğu işi halleder ve hazırlar.

Bir çam ağacının altında, kekik kokularını içinize çekerken şöyle yarım saat şekerlemenin keyfini dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Bakir ve keşfedilmemiş birçok doğal ortam içinde kendinizi adeta cennette hissedersiniz.

Kısacası Dursunbey’in özellikleri ve güzellikleri saymakla bitmez. Biz Dursunbey’i bu yönleri ile seviyoruz…

MANTIK EVLİLİĞİ Mİ? YOKSA ÖN KOŞULSUZ VE ÇIKARSIZ OLARAK MI DURSUNBEY’İ SEVMEK…

Dursunbey üzerine tartışmalar yapılıyor… Bu tartışmalar paralelinde cepheler açılıyor, küskünlükler, dargınlıklar yaşanıyor. Bu dalgalanmalar genellikle siyasi boyutlarda görülür. Siz hiç her hangi bir kişi veya kurumun Dursunbey Kaymakamlığı ile tartıştığını duydunuz mu? Kaymakamlığın yetki ve sorumlulukları bellidir. Size karşı önyargılı yaklaşıldığını düşünürseniz, en fazla hukuk yollarından hakkınızı aramak durumunda kalırsınız.

Konunun daha iyi algılanması açısından şu örneği de verelim: Bir ili, ilçeyi veya yöreyi Valilik veya Kaymakamlık makamları kalkındıramaz ve geliştiremez. Valilikler ve kaymakamlıklar bu tür adımlar attıklarını öne sürerler ancak bu adımların çoğu mevzuatı yerine getirmekten öteye gidememiştir. İl, ilçe ve yörelerin kalkınma ve gelişimlerini sağlayan “demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan” siyasi partiler ve siyasi yöneticilerdir. Bu nedenden dolayı halk tüm beklentilerini siyasi oluşumlara ve siyasi kişilere yöneltir.

“Mantık izdivacı” diye bir tanım duymuşsunuzdur. Bu tanım, çıkarlara dayalı, anlaşmalı ve pazarlıklı bir evliliği tanımlar. Dursunbey’deki bazı siyasilerimiz bu kurguya tam oturmaktadır. Dursunbey’i çıkarları doğrultusunda yönetmekte, kişisel kaprisleri doğrultusunda hareket etmektedirler. Kamuoyundaki tartışmaların, dedikoduların özü de budur, kaynağı da budur aslında.

şerefsiz

DURSUNBEY’DE ÇOK SESLİLİK YOKTUR, BASTIRILMIŞ, SİNDİRİLMİŞ DEMOKRASİ VARDIR!

Biz konumuza dönelim. Aralık/2012’de AK Parti ilçe başkanı Halil Demir’e “Halil uygun olduğunuz bir zamanda röportaj yapabilir miyiz?” dedik. Aradan 6 ay geçti, Halil Demir röportaj vermedi/veremedi. Şubat/2013 tarihinde Dursunbey’in yetiştirdiği en önemli işadamlarından olan Mehmet İlker’den röportaj talebinde bulunduk. 3 ayı geçti, tamamen sessiz kalmayı tercih etti. Mart/2013’de bir dernek başkanından özel bir talepte bulunduk. Başkan “Abi haklısın da, sen olunca işler değişiyor. Ben o işi yaparsam iktidardakiler benim işlerime taş koyar. Benim istikbalim ile oynama. Sen de kusura bakma yani, durumları biliyorsun” dedi. Bir projemize Dursunbey Belediyesini ortak etmek istedik. Belediye dilekçemize verdiği cevapta “Biz Ahmet Erdoğan’ın işini yapmayız, bizim semtimize uğrama” mesajlarını verdi.

Bu örnekleri şunun için anlatıyoruz: Halil Demir röportaj verse görevden alınır… Mehmet İlker röportaj verse, dernek başkanı işimizi yapsa iktidar erkleri o kişilerin işlerini engeller. Çünkü onlara göre Dursunbey’de her şey tek ses olmalıdır. İktidar ne derse tanrı buyruğu sayılmalıdır.

Dursunbey’de sindirilmiş bir demokrasi oluştu veya oluşturuldu. Bürokrasi kesiminin zaten korkudan ayakları titremektedir. Dursunbey’i yönetenlerin yalakası ve yandaşı olmak zorundasınız. Onlar ne derse kayıtsız-şartsız kabul etmek zorundasınız. Dikkat edin, Dursunbey’de bırakın Ahmet Erdoğan’ı, şunun-bunu, koskoca partilerin ilçe başkanlarını ve temsilcilerini susturdular, sindirdiler. Dursunbey’de muhalefet partilerin seslerinin çıkmamasının başka hiçbir sebebi yoktur. Hiç kimse işinin bozulmasını ve çıkarlarının kesilmesini istemez. Parti başkanları ve temsilcileri siyaseten değil, şahsi olarak bastırılmış ve susturulmuştur.

Dursunbey’in siyaset tarihinde bu dönemki kadar baskı ve zulüm yaşanmamıştır. İktidar rahatlığı içinde astığı astık, kestiği kestik uygulamalar sergileyen yöneticilerimiz, dikkat edin Dursunbey gerçekleri hakkında tek bir kelam etmezler/edemezler. “Yaptık-ettik” dedikleri konular Dursunbey’i geri götürmüş, hızlı bir göç kaybına neden olmuştur.

dursunbeydeki malum medya

PİRE İÇİN YORGAN YAKMAYACAĞIZ!

Peki siyasetin bu kara tablosu içinde pire için yorgan yakılır mı?

Hayır! Pire için yorganı yakmayacağız. Nefesimiz ve gücümüz yettiğince “Dursunbey’de farklı düşünen insanlar da var” mücadelesini yapacağız. “Dost acı söyler” özdeyişini kanıtlarcasına inatla acıları söylemeye devam edeceğiz.

Kimsenin parasında gözü olmayan insanlar için… Yardımsever, insancıl, paylaşımcı insanlar için… Lastik ayakkabı ile gezen yoksul çocuklarımız için… Sanayide alın teri ile, emeği ile çalışarak Dursunbey ekonomisine can verenler için… Allah’ın selamını esirgemeyen abilerimiz, amcalarımız, arkadaşlarımız, çocuklarımız için söylemeye devam edeceğiz.

Nereden inceldiyse, oradan kopsun…

“Bir miktar sevgi bulunmuştur. Kaybedenlerin zabıta bürosuna müracaatları ilanen duyurulur!”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.