Dursunbey’i kumarda kaybettik!

ÜÇ BOYUTLU BİR HABER… LÜTFEN GÖZLÜKLERİNİZİ TAKINIZ!

1.BOYUT: BAŞBAKAN NE DİYOR, BİZİMKİLER NE YAPIYOR?

-Başbakan Amerika’daki basın toplantısında ABD’li işadamlarına “Gelin Türkiye’ye yatırım yapın. 1 koyun, 10 kazanın. Bakın ülkemizdeki şu, şu şirketler eşek yüküyle para kazanıyorlar. Bu pastadan payınızı siz de alın” şeklinde hitap ederek yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmeye çalışıyor.

-Belediye eski başkanlarından Mehmet Filiz, memlekete fabrika kurulacak umudu ile belediyede özel şirkete oda tahsis etmiş, “işlerinizi buradan yürütebilirsiniz” demişti. Ayrıca arsa sahibine arsa bedelini cebinden ödeyeceğini taahhüt etmişti.

dursunbey karar minare

2.BOYUT: BENİM ELİMDE KAFE VAR, SENDE NE VAR? BENDE MİNARE VAR AMA AYRICA JOKER DE VAR!

-Emniyetin karşısındaki bina 1 trilyon tutsa, pembe köşteki çiftliğe 500 milyar desek, istasyondaki bahçe de 300 milyar olsa, M. Taskesiği bölgesindeki soğuk hava deposuna da 1 trilyon yazsak, sağdaki-soldaki irili-ufaklı yatırımlar da 700 civarı etse, şöyle-böyle 3,5 trilyon gibi para harcamış Mehmet İlker Dursunbey’e. Detaylara inersek en iyimser rakamlar ile 5 trilyonu geçer diye düşünüyoruz.

-Çevre yolunun altındaki yere 14 katlı öğrenci yurdu yapılması talebinin “Dursunbey imar planına uygun değil” gerekçesi ile izin verilmediği o yıllarda kamuoyunda konuşulmuştu. 14 katlı binanın Dursunbey’in görsel imajını zedeleyeceği bile öne sürülmüştü.

KAFE 2010, MİNARE 2012…

-Kent parkına kafe yapımı Kasım/2009 tarihinde karar altına alındı. 2010 yılında tamamlandı diye hesap ediliyor.

-Suçıktı camisine Mehmet İlker tarafından yapılmak istenen minarenin çalışmaları Mayıs/2012 tarihinde belediye tarafından durduruldu.

BİRİSİ DENİLEN KİŞİ MEHMET İLKER MİDİR?

-Belediye başkanı basın toplantısında kafe ile ilgili sorulan bir soru üzerine “İmar yönünden halledildi, çevresindeki yeşil alanlar halledildi. Orada bir problem yok aslında. Bizim eskiden belediyeciliğimizin alışkanlığı olan bir şeyleri başlatalım, arkasından da resmi işlemlerini bitiririz şeyiyle… Aslında orada bir imar değişikliği meselesi… Yani orada kafe gösterilmesi değişikliği anında birisinin bunu şikayet etmesi. Yoksa orada başka hiçbir problem yok. Onu şikayet eden arkadaşımız hangi emele ulaştı yani? Bir yanlışı düzeltme emeli ise, yanlış olsaydı şimdiye kadar çok kişi rahatsız olurdu. Burada bir bina var diye rahatsız olan oldu mu şimdiye kadar? Buradaki durdurma meselesi imarı daha değiştirilmediği için durduruldu” açıklamasını yaptı.

MEZBAHA YAPIMI ORMAN MEVZUATINA TAKILDI..

-Bölgenin en modern mezbahası olacak tesisin orman mevzuatı nedeniyle mahkemelik olduğu, ancak mahkemenin uzayacağını varsayarsak bu tesisin yapımı, tamamlanması ve hizmete açılmasının uzun zaman alacağı tahmin ediliyor.

DURSUNBEY BENİ YIPRATIYOR…

Nadiren bizzat görüştüğümüz Mehmet İlker çeşitli görüşlerini bizimle paylaşırken “Telefonlarımda bir anormallik var. Kulağıma gelenlere göre birileri telefonlarımı dinletiyormuş. Dursunbey beni yıpratıyor. Yıllardır İstanbul’da ve dünyanın birçok ülkesinde iş yapıyoruz ama kendi memleketim kadar hiç biri beni yormadı” ifadelerini kullanmıştı.

YEREL MEDYA MEHMET İLKER’E NEDEN SAHİP ÇIKMADI?

-Kendilerini yerel medya diye adlandırılan meslektaşlarımızı ilk defa Mehmet İlker plaket ile onore etti, moral desteği verdi. Ancak yerel iktidar Mehmet İlker’i demorolize ederken, ne hikmetse yerel medya “üç maymunu” oynadı. O süreçte kulağımıza gelen söylentilere göre, bazı malum medya mensuplarının Mehmet İlker’den haber başı para istedikleri dedikoduları yayıldı. Bir başka medyanın ise “Biz yazarız ama ya yarın İlker belediye ile dost olursa, biz ne yaparız? Belediye bizim canımıza okur” şeklinde görüş belirttiği de kulaktan kulağa fısıldandı.

Mehmet İlker şahsına ve MİV’na yönelik yapılan engelleme ve karalama kampanyalarına karşı sesini duyuracak birilerini ararken, yerel iktidarın baskısından korkanlar “Aaaa bak kuş geçiyor” rollerine girdiler. MİV’nın açıklamaları yerel medyada yer bulamadı.

-Geçen yıl ki Ramazan ayında belediye hoparlöründen belediye ile MİV arasında yapılan anons atışması da “güler misin, ağlar mısın” dedirtti.

DURSUNBEY’DE BAZILARI  MEHMET İLKER’İ NASIL GÖRDÜ?

-Mehmet İlker Dursunbey’de her şeyi satın alıyor. Adam Dursunbey’i ele geçirdi…

-Tel-çivi satmaya kadar işi götürdü. Diğer esnafın işine engel oluyor…

-İstanbul’da doymamış mı ki, Dursunbey’de ticaret yapmaya kalkıyor?

-Evininin görüş açısını kapattığı için Mehmet İlker kafeden şikayetçi olmuş!

-Bir dava nedeniyle adliye bekleme salonunda sıra beklerken, duruşma salonundan çıkan mübaşir elindeki dosyanın kapağına bakarak “Mehmet İlker… Cemal Ergenç… Avukatlar…” diye çağrıda bulunmuştu. Biz de “Ne işi olabilir ki bunların?” diye düşünmüştük.

dursunbey şikayet

3. BOYUT: DURSUNBEY YABANCIYI SEVMEDİĞİ GİBİ, YERLİSİNİ DE SEVMİYOR!

Bu haberin amacı ne birilerini övmek, ne de birilerini yermek değildir. Bu haber; ekonomisi dibe vurmuş, Balıkesir ilinin en fazla göç veren ilçesi olan Dursunbey’in neleri, ne şekilde kaybettiğinin net kanıtlarını ortaya koymak amacını taşımaktadır.

Mehmet İlker’i seversiniz veya sevmezsiniz. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. Ancak sayın İlker Dursunbey’in bir evladıdır ve sayın İlker’den başka “başarılı olmuş bir işadamı” yoktur. Dursunbey’den çıkmış ve Dursunbey’e faydalı olmuş kaç kişi gösterilebilir? Bunun yanında Dursunbey’de yaşayan ve kendisini işadamı sananlara şöyle bir göz atın. Çoğu köy bakkalı mantığı ile hareket etmektedir.

SİYASETTE KÜSLÜK OLMAZ, KİN-NEFRET OLMAZ!

Mehmet İlker’in deneyimlerinden yararlanmak var iken, “vay sen benim tavuğuma kışt dedin, biz sana gösteririz” diyerek “burası dağ başı mı?” söylemleri Dursunbey’e zarar vermiştir. Bununla kalmayıp “Senin minarene ihtiyacımız yok, memlekete minare lazımsa onu da biz yaparız” yaklaşımı ile engellenen yere, engelleyenlerin minare yaptırması kişinin anasına sövmek gibi bir durum oluşturdu.

“Bu adamlar Mehmet İlker’i bile harcadılar” dedirtmeyi “adamlık” sananların oynadığı oyunlar, ”çocuk oyunları”ndan başka bir şey değildi.

Dursunbey kamuoyu şu 2 soruya cevap aramalıdır: 1-Mevcut belediye yönetimi, belediye yönetiminde olmasa ne olur? 2-Mehmet İlker Dursunbey’e küser ise, ne olur?

Duyumlara göre Mehmet İlker çevresine “Dursunbey defteri benim için kapanmıştır” yorumları yapmaktadır. Eğer insanlar kendi memleketine küsme derecesine geldiyse, memleketi yönettiğini iddia edenler o makamlarda 1 dakika bile durmayıp istifa etmelidir.

dursunbey mehmet ilker vakfı

AKILLI ADAMI SEVERİM AMA BENDEN AKILLISINI ASLA!

Mevcut belediye yönetiminin (buna Ak Parti ilçe teşkilatı da dahil) vebali büyüktür. “Nasıl olsa eşek yüküyle oy alıyoruz” rehaveti içinde “Dursunbey gerçekleri” göz ardı edilmiş, kişisel kapris ve çıkarlar doğrultusunda insanlar ötekileştirilmiştir.

Kumar masalarında yetkilerini koz, Dursunbey’i sermaye olarak kullananlar egolarını tatmin ederken, Dursunbey’i ve geleceğini kumarda kaybetmişlerdir. “Biz adamın burnunu böyle sürteriz” yaklaşımı “ağalık anlayışını” çağrıştıran, çağdaşlıktan uzak bir yaklaşım olarak kamuoyuna yansımıştır.

Devlet ve iktidar, daha düne kadar terörist dediği grup ile barışmanın/uzlaşmanın yollarını ararken, Dursunbey’de kısır ihtiraslar ve kişisel hesaplar yüzünden ellerindeki iktidar gücünü kullanarak, “iktidar terörü” estirenler, Dursunbey’e bir şeyler vermek isteyen insanların önünü kesmemeli, onları küstürmemelidir. Bugüne kadar ki uygulamaları ile Dursunbey’i Türkiye standartlarının çok çok altına düşürenler örneğin Mehmet İlker’in arabasını dağdan aşırabileceğini, kendilerinin düz yolda şaşabileceklerini hesaplayamamışlardır.

Son 12 yıldır Dursunbey’e bir çivi çakılmamıştır. Çakılmak istenilen çiviler ise sökülmeye çalışılmıştır. Gurbete göç edenlerin arkasından adeta sevinç davulları çalan yöneticilerimiz bir de onları “sıva tutmayanlar” diye dışlamışlardır. Sıva tutanları ise “Ooooooo, haddini bil o kadar da değil” diye engellemişlerdir.

FİLMİN SONU: Dursunbey değişmeli ve bazı şeyleri değiştirmelidir. Bu anlayış, bu zihniyet Dursunbey’i perişan etmiştir. Kapılarımızı Dursunbey’i taşıyabilecek, Dursunbey’i kucaklayabilecek yürekli insanlara açmalıyız. Önümüze konulan yemekle idare etmeye kalkarsak, eski hamamda, eski tas ile yıkanmaya devam ederiz.

THE END…

(Araştırma/Haber/Yorum: Ahmet Erdoğan)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.