Güçbirliği dereyi boğulmadan geçmiş!

yenidursunbey-kurşun-kalem

Güçbirliği ile ilgili haberimizin yanına bu makaleyi ve bu yorumları yapmasaydık, konu eksik kalır, belki de bazı yanlış anlaşılmalar olur veya yanlış anlamalar devam ederdi.

Güçbirliği A.Ş. Dursunbey’de gücün ve sermayenin birleştirildiği ilk ciddi ve önemli bir oluşumdur. Yani ilk göz ağrımız sayılır. 2 yıl önce yaptığımız haberde “Güçbirliği mi? Güç(lüler)birliği mi?” başlığını kullanmıştık. Yaptığımız tüm sohbetlerde de buranın güçlüler birliği olduğunu dile getirdik.

Güçlüler birliği demekteki kasdımız şudur: Şirket ortaklarının payına 150 bin liralık hisse düşmektedir. 8 yıldan bu yana devam eden ortaklık süresince her ortak bugüne kadar 140 bin lira civarında ödeme yapmıştır. Hesapladığınızda her ortak ortalama aylık 1500 lira hisse aidatı ödüyor anlamına gelmektedir. Bu rakamı Dursunbey şartlarında herkesin ödemesi mümkün değildir. Güçlüler birliği demekteki kasdımız budur. Nitekim başkan Arif Eğinli’ye de bu düşüncemizi açıkladık.

Röportaj sırasında başkan Arif Eğinli “Daha önce yaptığınız haber üzerine Osman Bahçavan ile görüştük. Bahçavan ‘benim söylemediğim şeyler de yazılmış’ dedi. Senden ricam benim açıklamalarımdan başka, saptırma konular olmasın” dedi. “Hangi konuymuş, öğrenelim” diye sorduk. Başkan Eğinli, ortakların borçlanma durumundan bahsetti.

Sayın Eğinli’ye haberi görerek yorum yapmamız gerektiğini, ancak hatırlayabildiğimiz kadarıyla durumu kar/zarar durumu üzerine ele almışızdır. Paranızı bankaya faize yatırırsanız zarar riskiniz yok gibidir. Ama ticari olaya girmişseniz, kar/zarar birlikte yürür. Ortaklar işletme kar ederse, karı eşit şekilde paylaşacaklar. Diyelim ki yarın bu işletme (istem dışı gelişen her hangi bir olay nedeniyle) zarar edince zararları sadece bir kişi mi üstlenecek? Biz olayı bu taraftan ele almış olabiliriz. Nitekim söz konusu haberimizi tekrar incelediğimizde haberin sonuna “Merak edilenler” bölümü açarak ortada kalan sorulara kendi penceremizden cevap aramışız. Başkan Bahçavan’ın verdiği bilgiler saptırılmadan aynen değerlendirilmiş.

Röportaj sonrası sohbet esnasında başkan Eğinli’ye, bu tesisin Dursunbey’de en geniş kapsamlı kuruluş olduğunu, yaşaması ve ilerlemesi gerektiğini, hayvan yetiştiriciliğinin ötesinde hayvancılıkla ilgili çok amaçlı ve geniş kapsamlı tesislere kavuşmasını arzu ettiğimizi de dile getirdik.

Yılların tecrübesidir. Dursunbey’de insanlarımız genelde soru sorulmaya veya sorgulanmaya pek alışkın değiller. Sürekli “Acaba bu yazıyı neden böyle yazdı veya kim yazdırdı? Veya bizden bir şey mi bekliyor?” gibi ön yargı içinde oluyorlar. Sürekli “yalandan da olsa” övülmeyi veya pohpohlanmayı seviyorlar. Yıllardır bunu gözlemledik ve yaşadık. Yine gözlemlerimize göre de, her hangi bir kişi veya kurum hakkında olumlu bir şeyler dile getirdiğiniz zaman da “teşekkür etmeyi” ihmal ediyorlar.

Bu konuda Güçbirliği A.Ş. yönetim kurulu başkanı Arif Eğinli’nin örnek bir yönetici olduğunu söyleyebiliriz. Selam verdikten sonra, talebimizi iletince “Neden soruyorsun” bile demeden biz sorduk, o anlattı, biz notlar aldık. Başkan Eğinli bununla yetinmeyerek aldı bizi şirketin tesislerine götürdü, hiçbir kaygı duymadan olan-olmayan her şeyi anlatmaya çalıştı. Çevreye fidan ektiklerini, belki zeminden, belki de ilgilenilmediğinden yetişmediğini de bile vurguladı. Özetle başkan Eğinli, çiğ yiyip karnı ağrıyan yöneticilerden biri değil.

Ziyaretten sonra durumu kendi gözlem ve tecrübelerimize dayanarak değerlendirdik ve Arif Eğinli bu işi benimsemiş ve önemsemiş bir durumda. Şirketin hedefine ulaşması için kendisini kararlı ve gayretli gördük. Allah yardımcıları olsun.

güçbirliği dursunbey makale

GÜÇBİRLİĞİ TESİSLERİNDE GÖZE BATANLAR:

Peki şimdi belki merak edenler vardır. Tarzımızı bildiklerinden dolayı “Abi bu şirketin hiç mi noksan işi, negatif tarafları yok mu? Ha bire coşkuyu veriyorsun” diyenler de olabilir. Var, var. Şimdi de onları anlatalım. Belki gözlemlerimiz hayırlara vesile olur:

-Ana yoldan tesisin ana kapısına kadar olan yol toprak yol ve çok kötü. Görüşümüz, bu yol daha sağlıklı kullanılabilir hale getirilebilir. Bunu yaparken şirkete maliyet getirmeden Karayolları (Üstlenici firma da olabilir) veya Belediye imkanlarından yararlanılmalıdır. Toz toprak içinde gıda sektörü olan bir tesise gitmek olumsuz imaj bırakıyor.

-Ana kapı uzaktan kumandalı. Tesisin ana kapısından (hijyenik havuzu) geçtikten sonra çalışma sahalarına giden yol da toprak. Yem depolarının önüne yeni yeni parke taş döşeniyor. Ama sonuçta yine ortalık toz toprak olacak. Görüşümüz, çalışma sahalarına beton atılarak, karda-yağmurda tesislerin daha temiz kalması sağlanabilir.

-Atık gübre sahası oldukça geniş. Görüşümüz, bu gübrelerin üretimde, dönüşümde veya ekonomik alanlarda değerlendirilmesi için Pazar alanları araştırılmalıdır. Kar getirmese bile bir yerlerde değerlendirilmenin seçenekleri bulunmalıdır diye düşünüyoruz.

-Tesis bağımsız geniş bir alana kurulu. Bu büyük bir avantaj. Tesiste gerekli olan her şey var ancak çevre düzenlemesi diye bir durum yok.Görüşümüz, çok cüzi maliyetler ile tesislere güzel bir çevre düzenlemesi yapılabilir. Bu çevre düzenlemesi, tesislere olumlu bir imaj kazandıracaktır.

Sonuç itibariyle Güçbirliği zor süreci başarıyla atlatmış, ayakları üzerinde duracak duruma gelmiş görünüyor. 35 ortak yıllarca sabırla aidat ödemiş, bu başarıda en büyük pay sahibi olmuşlardır. Emeği ve gayreti olanlardan Allah razı olsun.

Ayrıca Güçbirliği A.Ş. fotoğrafından, yeni kurulacak “Ahşap Sanayi A.Ş.” nin de anlamlar çıkarmalarını ümit ederiz. Kendileri de atacakları adımlar da Güçbirliği A.Ş.nin geçirdiği süreci göze almalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.