İbretlik bir hikaye: Mehmet Filiz fabrika serüvenini anlattı

Bu ropörtaj “Dursunbey’i düşüneler için” ibret alınacak ve yaşanmış bir öyküyü anlatır. Belediye başkanlığı döneminde en sert muhalifi olduğumuz Mehmet Filiz ile yüz yüze yaptığımız bu röportaj da Dursunbey gerçeklerini bulacaksınız.

AHMET ERDOĞAN: Abi belediye başkanlığın döneminde seni çok eleştirdik. Onları bir ara konuşabiliriz. Çınarlıpınar’daki fabrika işini de hiç yüz yüze konuşmadık. Sen bize şu fabrika olayını anlatır mısın?

MEHMET FİLİZ: Birgün Zirai Donatım Bölge Müdürü Atilla Maraş’ı ziyarete gittiğimde, sayın Maraş’ın ziyaretçileri vardı. Bu ziyaretçiler Zirai Donatım’a ait Ayvalık’taki boş hangarları kiralamak istiyorlarmış. Talep sahipleri tercümanları aracılığı ile taleplerini iletiyorlardı.

Ziyaretçileri gittikten sonra, sayın Maraş’a  “hayrola ne işi” diye alalede sordum. Sayın Maraş da “Bunlar uluslararası işler yapan insanlar. Ayvalık’taki hangarları kiralayıp, kapı-pencere işi yapmak istiyorlar” dedi.

O an aklıma Belediyemize gelip, “Başkanım işim yok, param yok. Bu sabah çocuklarla elde kalan ekmek kırıntılarını yiyerek karnımızı doyurmaya çalıştık” diyen bir vatandaşımızın durumu geldi ve tesadüfen tanıdığım bu adamlara teklif götürmeyi düşündüm.

Daha sonra, sayın Atilla Maraş’ın makamında söz konusu işadamlarına tercümanları aracılığı ile “Siz iş yapmak için yer mi arıyorsunuz? Ben Dursunbey belediye başkanıyım. Eğer yatırım için Dursunbey’i düşünürseniz, size fabrika kurmak için 1000 m2 alan hazırlarım” diye teklif ettim.

Sedirkent’in yapılmasını da teşvik eden bendim. Ayrıca Dursunbey MYO’nun açılması için de büyük destekler verdim.

BEN MEMLEKETE HİZMET OLSUN DİYE UĞRAŞIRKEN, BAZI ARAZİ SAHİPLERİ NASIL OLSA BUNLAR ALMANYALI, BUNLARDA PARA VARDIR DEİYEREK YÜKSEK FİYAT İSTEDİLER.

Sonunda yatırımcıları Dursunbey’e davet ettim. Geldiler. Dursunbey’de yer aramaya başladık. Önce Çalıköy mevklinde yer aradık, bazı arazi sahipleri (bunlar nasıl olsa Almanya’lı, bunlar da para vardır) düşüncesi ile çok ekstra rakamlar çıkardılar. Ardından Çınarlıpınar mevkiinde yer aramayı sürdürdük. Bu bölgede müsait bir yer bulduk, ancak isim vermeyeyim, yer sahibi aynı düşünceyle çok ekstra paralar istedi. Bu duruma çok üzüldüğüm için anlatmak ihtiyacı hissediyorum.

Bu arada yatırımcılar “Biz bu işten vazgeçiyoruz, bu iş olmayacak” dediler.

Onlara “Durun, mutlaka yer bulacağız” dedim ve o bölgede Hüseyin Serçe’ye ait bir yer vardı. Son çare olarak Hüseyin Serçe’ye gidip “Hüseyin memleket adına bu yeri satacaksın. Adamlarla konuş, pazarlık et, ne verirlerse, kabul et ve verilen bu rakam seni memnun etmezse, aradaki farkı ben sana cebimden karşılayacağım” dedim.

Hüseyin Serçe, adamlarla konuştu, anlaştı, (geçmiş gün kaça anlaştılar net hatırlayamıyorum) ancak arada Hüseyin Serçe’nin istediği rakama ulaşmak için 5.000 Mark fark kaldı.

HÜSEYİN SERÇE’YE 5 BİN MARK’LIK FARKI CEBİMDEN VERDİM…

Hüseyin Serçe’ye “Benim sağda solda muhtelif alacaklarım var. Sözüm söz. Sana şimdilik senet vereyim, sen istediğin zaman para senindir” dedim. Hüseyin Serçe “Abi benim şu an paraya fazla ihtiyacım yok” dedi. Ama senedi kendisine (Borçlu Mehmet Filiz) olarak verdim.

Ardından muameleler yapıldı, tapu verildi. Belediye meclisinden de onay alarak  katkımız olsun diye belediyenin dozerini göndererek, zemin temizleme ve temel açma çalışmalarına başlandı. Çünkü adamlara1000 m2sözüm vardı. Bizim dozer bir müddet çalıştı, ancak yatırımcı daha sonra kendi iş makinalarını getirerek alanın tesfiyesini kendi yaptı.

Bu arada belediye dozerinin kira ve çalışma ücretini ödediler. Bu konudaki kaydı belediyede mevcuttur. Bilindiği üzere, ardından fabrikanın temelini törenle attık.

ŞAHSİ ARABAMI EMİRLERİNE VERDİM

Bu arada şirketin işlerini takip eden Ziya bey diye biri vardı. Adamlara moral olsun, destek olsun diye 77 model arabamı Ziya beyin emrine verdim. Arabada daha sonra oldukça masraf çıktı, yaptırdım ve masrafı cebimden ödedim.

Temel atma töreninden sonra kamuoyunda “Kredi alacaklar, krediyi alıp gidecekler” gibi çeşitli dedikodular başladı. Dedikoduları duyuyorduk ancak tartışılsın, konuşulsun diye, dedikoduları duymamazlıktan geldik. Çünkü sayın Erbakan hocamızın bize bir öğretisi vardı. “Siz başlayın, bitiremeyebilirsiniz. Sizden sonrakiler de belki ilgilenmeyebilir ama o konu hep gündemde kalır, hizmet devam eder” diyordu.

Ben arabamı da değiştirmedim, arkadaşlarımı da değiştirmedim. Bunu özellikle söylemek istiyorum.

Fabrika sahipleri “Sanat okulu mezunu 12 kişi bulalım, onları Almanya’ya eğitime götürelim, eğitimlerini tamamladıktan sonra, buradaki fabrikayı çalıştırsınlar” dediler. Bizi de bunu sağa-sola duyurduk. Olur-olmaz bir sürü insan müracaat etti. Çoğu da aranılan vasıflar da değildiler. Ancak insanlara olmaz demek de zordu.

AHMET ERDOĞAN: Biz en çok işçi alım müracaatlarının belediyede yapılmasına takılmıştık. Hatta o ara fotoğraflar Foto Filiz de çekilmazse, almayacaklarmış gibi dedikodular dolaştı. Neden belediye oldu. Adamlar bir yazıhane tutamadı mı?

MEHMET FİLİZ: Benim bir siyasi misyonum vardı. Bu misyona da hizmet etmekten her zaman onur duydum. Biraz o sebeple, biraz da yatırımcılara kolaylık olsun diye eleman müracaat işini belediyede yürüttük. Adam beyse, beyin arkasından söylerler.

Belediyeye eleman müracaatları yapılırken, Dursunbey’de büyük işsizlik olduğunu gördüm. Hatırladığım kadarıyla 1000’i aşkın kişi müracaat etti.

Bir gün dıştaydım, Dursunbey’e fabrikanın iskeletinin, yani binanın kalıplarının Tırlara yüklenerek geldiğini duydum. O gün çok mutlu oldum. Bu iş oluyor diye oldukça sevindim.

Her şey yolunda giderken bilinmeyen bir sorun oldu. Makinaların Almanya’dan gemilere yüklenildiğini öğrendik. Ne oluyor, ne gidiyor derken makinaların Moldova’ya gittiğini duyduk. Araştırdık, soruşturduk “Türkiye’nin resmi prosedürleri yatırım yapmamıza uygun değil, o yüzden Moldova’yı tercih ettik” bilgini aldık. Alman işadamının ortağı olan Mehmet Eresin Dursunbey’deki yatırımın tamamlanması için oldukça çabaladı, ancak olmadı. Alman işadamı eşinin rahatsızlığı nedeniyle, yatırımdan vazgeçmişti.

Zamanı gelince ben Hüseyin Serçe’ye olan 5 bin Mark’lık borcumu ödedim, senedimi geri aldım. O senedi halen hatıra olarak saklarım.

MEHMET ERESİN 5 BİN MARKI BANA ÖDEDİ…

Bir zaman sonra Kayseri’li işadamı Mehmet Eresin nereden duyduysa, duymuş, makamıma geldi ve “Başkanım sen bizim için cebinden 5 bin mark ödemişsin, bunu bu kadar iyiniyet karşısında kabul edemeyiz. Ben bu parayı sana ödemek istiyorum” dedi. Ben “olmaz” dedim ama Mehmet bey parayı bana verdi.

BENDEN SONRAKİ BELEDİYE BAŞKANI RUHİ BEY BANA BU KONUDA HİÇBİR ŞEY SORMADI

Benim belediye başkanlığım sona erdikten sonra Alman işadamı Dursunbey’e gelmiş. Hiç kimse bana bir şey sormadı. Belediye başkanı Ruhi bey’den, ondan önceki belediye başkanı olmam, o işte emeğim olması nedeniyle “Abi bu iş nasıl oldu, neden buraya geldi” diye düşüncemi sormasını isterdim. Sormadı.

“Gelin, cenazeyi beraber kaldıralım” lafına çok üzüldüm.

Belediye başkanlığı döneminden kalan borçlarımı yeni ödedim, anlayın artık durumumu.

1994’te çok iyiniyetli şeyler düşündüm ama işi çekip çevirecek adam ve ekip bulamadım.

AHMET ERDOĞAN: Abi bu konuya devam edeceğiz ama şimdilik ara verelim. Son olarak ne söylemek istersin:

MEHMET FİLİZ: Bu sözü mutlaka yazalım. Ben bu sözü çok severim.

Tohum ek toprağa, bitmezse, toprak utansın
Koşmazsa, bak sen küheylanın,
Çatlarsa doğuran kısrak utansın
Ustada kalırsa bu öksüz yapı
Sürdürmeyen çırak utansın…

NOT: Bu ropörtaj Mart/2009 tarihinde yapılmış ve o tarihte Bizim Köyün Gazetesi”nde yayınlanmıştır.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.