Kızdığıma kız!

dursunbey aslı toprak

Kızdığıma sende kız; bak ama mutlaka kız, yoksa benden değilsin. Kızmıyorsan mutlaka sende ondansındır.

“Ya arkadaşım nerden çıktı bu, senin kızdığına ben niye kızayım. Senin düşmanın niye benim de düşmanım olsun” dediğinizi duyar gibiyim. Bunu lafın gelişi ve bazı arkadaşlardaki tasvip etmediğim ve benim de bazen kapılıp düşündüğüm düşünce yapısını ortaya koymak ve bu düşüncenin yanlışlığını ifade etmek için söyledim.

Şimdi gelelim meselenin özüne; bir arkadaş ortamı düşünün ve bu ortamda arkadaşlardan biri bir diğeriyle her hangi bir konuda tartışıp birbirlerine dargın düştüğünde, kimse onunla konuşmasın, kendisi gibi her kes ona küs olsun ister mi? evet genel kanı ister. Peki, buna hakkı var mı? Yok.

Yine bir yarışmanın yarışçıları arasındaki rekabette, kazanamayan yarışçının kendisini geçen kişi hakkında ‘nerden çıktı bu herif, o olmasaydı ne güzel birinci ben olacaktım’ dediğini duyarız genellikle. Ya da ‘aslında ben kazandım ama haksızlık yaptı, şöyle yaptı böyle yaptı da öyle birinci oldu’ diye eleştirileri duyarız. Çok az kişi ‘rakibim benden iyiydi ve kazandı’ deriz.

Partiler ve şahıslar arası seçimlerde de böyledir. Yıllarca birlikte siyaset yapmış bir partiden ayrılan kişilerin, aynı görüşler ve siyaset yapma bilinciyle devam etseler de, görünüşte farklı birer parti adına yarışıyor olduklarını hatırlayacaksınız. Aynı fikir ve düşüncelere değer veriyor olmalarına rağmen, ana partiyken küçücük parti durumuna düşeni, kendi içlerinden koparak büyüyeni düşman görüp, düşmanca eleştirmeleri yazımızın esas konusu olacaktır.

Bir yıl gibi kısa bir sürede ülke oylarının yüzde 35 ini, ikinci seçimde yüzde 47 sini ve üçüncü seçimde yüzde 52 sini almış bir parti halkın teveccühünü kazanmıştır. Düşünmek lazımken acaba bizde iktidar olduğumuzda nerede yanlış yaptık, susurluk gibi büyük bir olayda, ‘fasa fiso bunlar’ demek doğrumuydu. Yoksa parti kapatma davasında; ‘Ülkemiz kaybedeceğine biz kaybedelim’ demek, ABD ya benden yanasınız, ya da teröristlerden yana dediğinde; ‘Ne senden yanayız, nede teröristlerden yanayız. Biz haktan ve hukuktan yanayız’ demek, ülkemizin uluslar arası etkin politika izleyebilmesinin önünü açarak, siyasi ve ekonomik gücüne göre İsrail terörüne dur diyebilmeye çalışıp diğer orta doğu halklarına cesaret vermek mi doğrudur.

Ortadoğu halkları demokrasi ve hukuk mücadelesi verirken İsrail ve ABD gibi terörist ülkelerin elleriyle yıllardır yapamadığını yapmasına sırf silah satmak ve ekonomik çıkar gütmek için Suriye hükümeti ve başkanı Beşar’ın yaptığını destekleyen İran’ı, Siyonist güçlere karşı tavır aldığını düşünmek mi doğrudur. Yoksa düne kadar Suriye devlet başkanı Beşar Esat ve ülkesiyle dost iken; halkına zulmeden bir başkan olmasıyla; hak ve Suriye halkının hukuku adına, mazlumları korumak ve yanında yer alındığını göstermek adına Beşar Esat’a sırtını dönerek, Beşar Esat’a ya halkının isteklerine kulak ver. Ya da bırak git, silahla zulümle iktidarda kalmak mümkün değil diye tüm dünyaya haykırmak mı doğrudur.

Geçen gün kendisini sevdiğimiz, birçok şeyi aynı düşünmekle birlikte, fikirlerini birebir paylaşmadığımız kişiyle, kendisinin hoca olduğunu bildiğimiz biri arasında geçen konuşmaya şahit olduk.

Gördük ki; beni tanıdığını sanmadığım ve kendisini bir Müslüman kardeşi olarak sevdiğimiz kişi sırf aday olup milletvekilliğini kazanamadım, yine ülke çapında da parti olarak bizim içimizden ayrılıp giderek 3.kere iktidar oldular diye kızarak düşmanca eleştiriler yöneltiyorlar. Sattılar, Siyonistlere yardım ediyorlar, onların yanında yer alıyorlar diye şimdiki hükümeti eleştiren bir arkadaşın yorum ve mesajlarını okuyoruz. İşte İran ile ABD’nin terör şeması çizilmiş bir tabloda, İran tarafı bomboş, diğer taraf ABD’nin terör eylemleriyle dolu haklı olarak. Güya bununla da hükümeti köşeye sıkıştırmayı düşünüyorlar anladığım kadarıyla.

İran devletinin terör olayları tarafı boş, ABD’nin tarafı dolu olan sevdiğimiz arkadaşımızın paylaştığı resmin altına sözünü ettiğimiz hocamız ‘ABD terörist devlet, İsrail de öyle, diğerleri de ama İran da sütten çıkmış ak kaşık değil yazmış haklı olarak.

Sevdiğimiz arkadaş; ‘İran sütten çıkmış ak kaşık değil, cezasını vermek haddini bildirmek lazım, gidip ABD’nin, İsrail’in, AB’nin masasına oturalım. Irak’ta, Libya’da, Suriye’de olduğu gibi dünyayı tehdit eden İran’ın kimyasal silahlarını bulup imha edelim. Demokrasi götürelim. Dünyamız güzelleşsin.’

Hocamız da son olarak şu cevabı veriyor; ‘bir şey demeyeceğim sadıcım. Fikirlerini paylaşmıyorum ama seni seviyorum… Farklı şeyler düşünmek güzel olabilir. Rakip gördüğümüz kişiler yaptığı için olmamalı bu eleştiri. Bazen benim de kızdığım kişiler hakkında daha farklı ve kötüleyici konuşmak istediğim oluyor. Ama ben kızıyorum diye herkes kızmak zorunda değil. İsrail ve Abd başta olmak üzere birçok terörist devlet var ve bende en az senin kadar kızıyorum. Ama bu Esat ve Saddam gibi zalimlerin yaptığı zulümleri haklı göstermez. Onların yaptığı kime yarıyor bir bakmak lazım.

Evet, meselenin özü bu, iyi düşünelim. Kimin yaptığı kime yarıyor. Bu sorunun cevabını verdik mi meseleleri daha kolay çözeriz.

Kalın sağlıcakla…

iran-abd

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.