Mutlu azınlığı, mutlu etmek!

yenidursunbey kurşun kalem

NEYSE HALİM, O ÇIKSIN FALİM!

– Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın 2004 yılı verilerine göre ilçelerin gelişmişlik araştırmasında gelişmişlik grubu 4, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi -0.51339 olan Dursunbey ilçesi 872 ilçe içinde 604. sırada yer aldı.
-Köy nüfusumuz 1935 yılının altına düştü.
-Genel nüfusumuz 1960 yılının altına düştü.
-Nüfusu 100 sayısının altında olan 27 köyümüz var.
-Dursunbey’den HER GÜN 4 kişi göç ediyor.
– Dursunbey ilçesi Balıkesir ilinde ilçe geneli olarak en fazla nüfus kaybı yaşanan ilçeler sıralamasında BİRİNCİ, ilçe merkezi olarak en fazla nüfus kaybı yaşanan ilçeler sıralamasında İKİNCİ durumda.
-İlçe Kaymakamı Yaşar Aksanyar 5 aydır görev başında
-Belediye başkanı M. Ruhi Yılmaz 14.cü hizmet yılında.
-Şoförler Odası başkanı 22 yıl, DUSİAD başkanı 21 yıl, Esnaf Kefalet Koop. başkanı 20 yıl, Keresteciler Derneği başkanı 6+16 yıl, Esnaflar Odası başkanı 8 yıldır görev başındalar.
-Mahalle ve köy muhtarlarımızın büyük bir bölümü 25-30 yıllık muhtarlar.
-Dursunbey’de kamu görevi yapanların önemli bir bölümü Dursunbey’den yetişmiş kişiler.

Evet, elimizdeki Dursunbey’in siyah-beyaz fotoğrafında ön planda gözükenler bunlar. Şimdi bu fotoğraftan bir film ortaya çıkaralım ve filmin fakir oğlanı kimmiş, zengin kızı kimmiş görelim.

yenidursunbey fal

DURSUNBEY GÖÇ YARIŞMALARINDA ALTIN VE GÜMÜŞ MADALYA SAHİBİ OLDU, HABERİNİZ YOK MU?

TUİK, 2012 yılı adrese dayalı nüfus sonuçlarını açıkladı. Dursunbey ilçesi, Balıkesir ilinde en fazla nüfus kaybına, bir anlamda göç veren ilçe konumuna düştü. Bunun üzerine 1935 yılından bu güne nüfusumuz üzerine bir araştırma yaparak, sitemizde sonuçları kamuoyu ile paylaştık. 2011-2012 yılı arasında azalan nüfus sayısına baktığımızda ise, Dursunbey’den her gün en az 4 kişinin, yani 4 kişilik bir ailenin Dursunbey’i terk ettiğini gördük. (Matematik dersi, en zor derstir. Öğrenciler genellikle matematikten zayıf alırlar. Bakın şöyle oluyor: 4×365=1460)

Dursunbey’in 2012 yılı nüfus rakamları belli olunca, memleketimize derin bir sessizlik de hakim oldu. Buna psikolojide “öğretilmiş çaresizlik” diyorlar. Yani “çare yok, gitsinler, sürünsünler, ne yapalım yani”leri kabullenişlerin sessizliğidir bu suskunluk.

DURSUNBEY İLÇESİ Balıkesir ilinde ilçe geneli olarak en fazla nüfus kaybı yaşanan ilçeler sıralamasında BİRİNCİ, ilçe merkezi olarak en fazla nüfus kaybı yaşanan ilçeler sıralamasında İKİNCİ durumda. Bu ne demek? ALTIN ve GÜMÜŞ madalyalarımız oldu demek. Peki bu başarıyı sağlayan değerli sporcularımız kimler? Değerli sporcularımıza madalyalarını takmak üzere değerli halkımızı alkışlarınızla sahneye davet ediyoruz, arz ediyoruz efendim. Şakkkk… Şakkkk… Şakkkk…

AK PARTİ DURSUNBEY’DE % 95 OY ALIR. YETMEZ Mİ? %99 YAPALIM O ZAMAN!

Dursunbey’in geleceğini planlayamayan, Dursunbey’in geleceğine kalıcı miras bırakamayan, günlük, görsel ve şahsi siyasi geleceklerine göre programlar yapan yönetim anlayışı, halen “acaba tekrar seçilebilir miyim” kaygı ve telaşındadır.

Kaygıya, telaşa gerek yok ki! AK Parti Dursunbey’de gelecek yerel seçimlerde hem belediye başkanlığını, hem belediye meclis üyeliklerini açık ara farkla kazanacak. Belediye başkanı aynı kişi olacak, meclis üyeleri de genelde aynı isimlerden oluşacak.

Bu işi hallettik mi, hallettik. Peki başka kaygınız veya sorununuz var mı?

O zaman şöyle düşünelim: AK Parti Dursunbey’den %99 oy alsa, belediye başkanı ve meclis üyeleri tekrar veya ölene kadar sürekli seçilse, BU BAŞARI MIDIR?

Ne diyebilirler? “Çok çalıştık, çok hizmet ettik, halkımızın teveccühleri bizden yana oldu!”

Ak Parti (geneli bilemeyiz) ilçe teşkilatındakilerin önemli bir bölümü AKP’li geçinerek, geçimini sağlamaktadır. İsimlerini yazmayalım, çok uzun tutar. Sorsanız “biz dava için buradayız” diyeceklerdir. “Recep Tayyip Erdoğan’ın gölgesinde keyfimize keyif katıyoruz” diyemiyorlar da, “dava-hizmet falan” diye bize kaval çalıyorlar. Türkiye’de dava partileri bellidir ama o partilerin kapısını çalan yoktur. Dava olsa, giderler onlara üye olurlar.

“Dursunbey’in geleceği ne olur?” diye merak ederseniz, merak etmeyin, Dursunbey’in geleceği bundan öteye gidemez. Yani kısır döngü devam eder, mutlu azınlığın çıkarlarının devamı sağlanmaya devam eder.

Bugünkü tablo; Dursunbey’i yönetenlerin menfaat dayanışmasından öte bir şey değildir. BM üyeleri fabrika açıyorlar, fabrika kapatıyorlar. Resmen kağıt üzerinde olmasa da, halı saha müteahhitliği yapıyorlar, inşaat ve ihale işleri ile uğraşıyorlar. Pardon, biz buraya ne için aday olup, seçilmiştik? Halka ve memlekete hizmet edecektik. Eeeee birader, bal tutan parmağını yalamasın mı yani?

Bazı Belediye Meclis üyeleri, belediye imkanlarını kullanarak işadamı olmaya çalıştılar ve biraz da oldular sayılır. Kendilerini defalarca çalışanlara talimatlar verirken bizzat gözlemledik. BM üyelerinin siyasi etiketlerini kullanarak, şahsi iş çevirmelerini “SİYASİ ETİK” açısından şık bulmadığımızı defalarca söyledik. Eğer her hangi bir BM üyesinin siyaseti çıkar malzemesi yaparak rant sağlamasına masum gözle bakıp, sonra “milletvekilleri malı götürüyor” serzenişinde bulunmak, lahana-perhiz olayına benzer

İzlediğimiz film; BM üyelerine, yandaşlara, yalakalara, soytarılara ganimetten pay dağıtma sevdasını da anlatmaktadır: Ancak çekimler kötüdür, dublaj çok kötüdür.

dursunbey siyasi çaresizlik

HABABAM SINIFI SINIFTA KALDI, FARKINDA DEĞİL!

Köylerin nüfusu 1935 yılı nüfusunun, genel nüfus 1960 yılı nüfusunun altına düşmüş, memleketi yönettiğini iddia edenler “Bu ne demek oluyor?” diye en azından merak eder ama saygıdeğer yöneticilerimiz birbirlerinin başaklarına su serpme sevdasındalar.

Doktor “Buradaki gül gibi hayatını bırakıp dışa gidip sürünüyorlar, ne yapalım yani?” diye can çekişen hastaya seyirci kalıyorsa, o doktora hasta yakınlarının “yer misin, yemez misin” demelerini (şahsen) biz makul ve mantıklı buluyoruz. Doktor sen isen, hasta ben isem ve sen benim ölmeme göz göre göre seyirci kalıyorsan, “başlarım senin doktorluğuna” demek çok mu çirkin olur? Doktorun canı can ise, vatandaşın canı patlıcan olmamalıdır!

Devlet birimlerine ahlaksız teklifte (hediye/rüşvet) bulunarak ilçe nüfusunu artırmaya çalışmak ”Akan kana seyirci kalmak adına” traji-komik bir durumdur.

Dursunbey’de belediye başkanı olarak Şerafettin Kahvecioğlu’nu alçak gönüllü ve ileri görüşlü, Mehmet Filiz’i dava adamı olarak gördük ve yaşadık. Diğerlerini hangi kategoriye koyacağımızı bilemedik.

Dursunbey’e ve geleceğine yatırım yerine KENDİYE YATIRIM hesapları yapan siyasi yönetim anlayışımız Hababam Sınıfı tarzı haylazlık ve çeşitli oyunlar peşinde. Şimdi onlara “Dursunbey 10 yıl, 20 yıl sonra ne olur? Nüfusu ne olur? Ekonomisi ne olur?” diye sorsanız, size inek Şaban gülümsemesi yapacaklardır. Dursunbey’in geleceği açısından planlaması-programı olmayan siyasi yönetimimiz, her şeye rağmen Hababam sınıfı gibi kendisini halka sevdirebilmektedir.

Mesela; “Kültür merkezine evet, halı sahaya eh, yüzme havuzuna hayır” diyoruz. İddia ediyoruz, bunun anlamını siyasi yöneticilerimiz bilmiyordur. Hayat halkın penceresinden farklı, iktidarın penceresinden farklı gözükür. Ama amaç birilerinin arzularını yerine getirmek olunca, aşkın gözü kör oluyor yani!

Bu memlekette 20 yılı aşkındır her dönem seçilebilenler ellerini vicdanlarına koyup “Ben bu memlekete ne verdim” diye de düşünebilmelidir. Çünkü bulmacanın şifresi buradadır. Muhtarlarımıza bakıyoruz, 20-30 yılı devirenler var, dernek-oda başkanlarına bakıyoruz 20-25 yılı doldurmuşlar var. Amacımız bu arkadaşlarımızı veya ağabeylerimizi rencide etmek değildir. (Arkadaşların bir de alıngan tarafları vardır, o yüzden burayı dikkatli geçmemiz lazım) Çünkü bu filmin içinde onlar da “figüran olarak da olsa” rol alıyorlar.

Konu makamlardır, makamlarda oturan şahıslar değildir. Eğer o makamda oturan babamız dahi olsa, vatandaş olarak eleştiri hakkımızı kullanırız. Memlekette demokrasi var değil mi? Yok mu yoksa? O zaman ayvayı yedik demektir!

Hasetlikle, kindarlıkla, sığ görüş ve düşünceler ile, bizden olan-olmayan anlayışla Dursunbey bir yere varamamıştır ve çizilen KARA TABLO ortadadır.

Bizim kaymakam ile, belediye başkanı ile, BM ve İGM üyeleri ile, AKP ilçe başkanı ile, bilumum siyasetçilerimiz ile, STK’lar ile, muhtarlar ile bir sorunumuz yoktur. DERDİMİZ DURSUNBEY İLEDİR. Dursunbey esnafı, işçisi, gençleri, anaları, babaları, hatta tüccarı, kerestecisi kan ağlamaktadır. Refahı en yüksek keresteci esnafı bile kuruşun hesabını yapar hale gelmiştir. Çoğunun kredi ile, borç ile ayakta durduklarını artık sağır sultan bile biliyor. İlçede yüzü gülen esnaf yok, tüccar yok, işçi yok, köylü yok. Dursunbey sosyo-ekonomik travma geçiriyor ama yöneticiyiz diye burnundan kıl aldırmayanların dünya umurlarında değil. Buna karşın, memlekette soytarılık, yalakalık, el-etek öpme, siyasi rant elde etme sevdası almış başını gitmiş. Kim en fazla soytarılık yaparsa, el üstünde tutulur hale gelmiş.

Mazeret değil, GELECEK üretilmeli. Boş adamlarla çıkılan yollar bazılarını nurlu ufuklara götürdü ama Dursunbey’i de içinden çıkılmaz bir batağa sapladı. Çıkarcı, cukkacı, rantçı, kıçını siyasete ve iktidara dayamış, hayatı boyunca yaralı bir parmağa bile işememiş kişilerle birlik olunarak Dursunbey’in kaderi ile adeta oynandı.

Dursunbey’i yönetenler kendi çıkarları için kapitalizmi uygularken, yoksul halk kitleleri için sosyalizmi uyguladılar. (Anlayamayanlar için örnekleyelim: Dursunbey’deki sosyal market, sosyalizm uygulamalarının bir parçasıdır)

Yöneticilerimiz, yarattıkları Dursunbey ile ne kadar övünseler azdır! İNSANLARA ÇARESİZLİK ÖĞRETİLDİ. Şemsiyeleri altında malı götürenlere aferin denilirken, aş-iş talebinde bulunanlar “beceriksiz, g… sıva tutmayanlar” diye ötekileştirildi.

KIZILDERİLİLER GELİYOR, KAÇIN!

Dursunbey’in (bizce) en önemli zaaflarından biri de SORGULAMAMAKTIR. Sorgulamak, en doğruyu aramaktır. Bilim derslerinde ilk önce sorgulamak öğretilir öğrencilere. “Biz sorgulayamayız, aman benden bilmesinler, aman işim olursa yapmazlar, aman kimse ile kötü olmayayım, aman işim bozulmasın, aman avantalar kesilmesin vb.” gerekçeler ile Dursunbey gerçeklerine “suskun ve sessiz” kalanlar da bu veballere (bizce) ortaktır. Yolunuz açık olsun, durmak yok, yola devam. Allah yardımcınız olsun!

Dursunbey’de SORGULAMANIN BAŞI “BASIN” olması gerekirken, basın mesleği de pavyona düşürüldü adeta. Basınız diye geçinenlerin her eylemini gördüğümüzde kendilerini pavyonda sarhoş eğlendiren konstramasyonlara benzettik ve hem onlar, hem memleket adına üzüldük. Dursunbey derdi, memleket derdi olmayan; rant, koltuk, etiket, çıkar cukka sevdasıyla pavyonlarda ağaları eğlendiren ve ağaların dağıttığı paralarla yıldız olma sevdasıydı onların sevdası. Üstelik vesikasız ve kaçak çalışıyorlardı. Dursunbey ilçesi böyle bir basını hak etmiyordu. Çünkü göçte, yoksullukta, işsizlikte, haksızlıklarda (bizce) onların da vebali vardı.

Biz onların gözünde kızılderiliydik. Atlarımıza binip, ellerimizde baltalar ile BEYAZLARA ve KALELERİNE saldırıyorduk. Onlar da bizi kalelerinin içinden ateş ederek “savunma adına” öldürüyorlardı. Aslında Kızılderililerin mücadelesi özgürlük mücadelesiydi, beyazların ise “BİZ SİZE NE KADAR ÖZGÜRLÜK VERİRSEK, SİZ O KADAR ÖZGÜRSÜNÜZ” dayatmasıydı.

Sonuç itibariyle: DURSUNBEY’DE SADECE MUTLU AZINLIK MUTLU EDİLDİ…

dursunbey mutluluk

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.