Özgürlük, sonu meçhul firardır!

Hep duyarız birçok insan özgür olmaktan ve istediği gibi hareket etmekten bahseder. Canının istediğini yapmayı, yapabilmeyi özgür olmak sanır. Oysa özgürlük denen şey, sınırsız iyi olsun, kötü olsun, faydalı olsun, zararlı olsun, öyle istediğin her şeyi canının istediği şekilde yapmak değildir.

Firar deyince birçok kişi bir yerden kaçmak, bulunulması gereken yeri gizlice terk etmek olarak anlayacaktır. Evet, haklılar belki; belli bir süre belli bir yerde görev yapılması ya da ceza olarak kapatılmış olunan yerden kaçılması firardır. Ama işe başka bir boyuttan bakmaya çalışacağım.

Benim bakmaya çalıştığım yerden bakınca firar; ceza olarak kapatılan yerden kaçış ya da ücretli veya ücretsiz yapılması gereken bir işi yapmayıp oradan mesai içinde veya ayın ortasında, bir başka ifadeyle süre dolmadan kaçılmasıdır. Askerden kaçmak veya hapisten kaçmak gibi kaçışlar bu tür firara verilecek örneklerdir.

Benim anlatmaya çalıştığım ise özgürlüğe koşar gibi yaparak sonu meçhul olan özgürlüğe firar etmektir. Aslında bu bir haddi aşmaktır. Nasıl ki; hapiste duvarların dışına çıkıp uzaklaşmak bir firarsa veya bir görevi yerine getirirken görev yerinde işi bırakarak görev yerinin sınırlarını terk etmek bir firarsa özgürlük adına özgürlük sınırlarını zorlayarak haddi aşmakta bir firardır. Bence şekildeki firar, firarın en kötüsüdür.

Özgürlük denen sonu meçhul firarın da erişemediği bir nokta var tabi. Bunu da şöyle ifade etmeye çalışalım. Allah insanları yaratmış ve iyi, güzel ve hayırlı işler ile kötü, çirkin zararlı işleri ortaya koyduktan sonra bunları yapıp yapmamakta serbest bırakmış. Bu özgürlük denen sonu meçhul firar noktasındaki uç noktaya da insana gücünün erişemeyeceği şeyleri koymuştur. Mesela insan kuşlar gibi istese de uçamaz. Hayatının süresini belirleyemez.

Bu aşamaları üçe ayıracak olursak; birinci aşama insanların yapmakta serbest oldukları ve yapması gerekenler, ikincisi kendisine zarar vereceği için veya başkalarının özgürlük alanına girerek onlara zarar verip kul hakkına sebebiyet verdiği için yapmaması gerekenler, üçüncüsü de zaten Allah öyle bir kabiliyet vermediği için yapamayacağı işlerdir.

Bizim bu yazıda bahsetmek istediklerimiz bunlardan ikincisidir. Evet, insanlar yapabileceklerinin en uç noktasına kadar özgürdür. İkinci nokta olan haddi aşmak, sınırı aşmak, özgürlüğe firar noktasındaki başkalarının özgürlük alanına müdahalenin hem bu dünyada olumsuz sonuçları olacaktır. Hem de diğer insanlara çeşitli şekillerde zarar vererek kul hakkına sebebiyet verdiğimiz için öbür dünyada hesabı ve bu hesabın sonucu cezai yaptırımı olacaktır. Biz kabul etsek de etmesek de rabbim bize bunu hesabını soracaktır.

Bu sebeple insan, bilerek veya bilmeyerek bir kul hakkına girmişse, vakit kaybetmeden ve ne pahasına olursa olsun helâlleşmeli, sonra da tövbeye sarılmalıdır. Zira dünyada utanmak ve sıkıntı çekmek, âhirettekilerin yanında çok basittir. “Kıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır.” (Müslim, Birr 60. Tirmizî, Kıyâmet 2) Peygamberimizin hadisi şerifinde ifade edildiği gibi o gün, boynuzsuz koyun bile, kendisine zarar veren boynuzlu koyundan hakkını alacak ve kimsenin hakkı kimsede kalmayacaktır.

Bu hak ister dövmekten, ister öldürmekten, ister dedikodu, gıybet, iftira, hırsızlık, zina, organ hırsızlığı, çocuk kaçakçılığı, esrar ve zehir tacirliği, gürültü kirliliği, çevre ve hava kirliliği, dumansız hava sahası ihlali, vs gibi örneklerinin çoğaltılabilir. Bunlar gibi başkalarının hayat, can, din, mal, ırz ve namus emniyeti hakkına müdahale sayılabilecek eylemler, bahsetmeye çalıştığımız ikinci nokta özgürlük kullanımıdır.

İnsanlar özgürdür. Ama başkalarının yaşam hakkına müdahale edecek kadar özgür değildir. Onun için hem kendine hem de başkalarının yaşamsal her türlü hakkına tecavüzün rabbim katında dünya ve ahiret için kötü sonuçları olacağını ve bu yollarla üzerimizde hakkı olanların boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı gibi hakkını alacağını bilerek yaşamaya çalışmalıyız.

Şu üç günlük fani dünya da bilerek insanların ve diğer canlıların haklarını üzerimize geçirmeden yaşayalım. Hata ile istemeyerek, bilmeyerek yapılan eylemlerden hâsıl olan hakları birbirimize helal edelim. Bireysel olarak Allah’a karşı işlediğimiz günahlar için ise çokça tövbe edelim. Kul hakkı hariç rabbim af ve mağfiretiyle inşallah pişmanlık duyup tövbe edenlerin tövbesini kabul edecektir. Zararın neresinden dönersek kardır deyip geç olmadan tövbe etmeyi ve bizim için zararlı olduğu için günah kıldığı şeylerden ebediyen uzaklaşmayı nasip eylesin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.