Dursunbey’de yaşıyorsunuz ama…


Dursunbey’de yaşıyorsunuz ama
Dursunbey’i ne kadar tanıyorsunuz ki?

Elmacılık varmış bir zamanlar. Yerlerine daha kısa zamanda daha çok kazanç elde edildiği için kavak dikildiğini söyler bu işi bilenler.

Siz sadece Çınarlıpınarı, pembe köşkü, Suçıktıyı, Beyel altını, düğüncüleri mi bilirsiniz?

Tirit’i biliriz, tahanı biliriz. Baranayı biliriz ama onu da yeni ve modern versiyonu ile biliriz. Tektepeyi biliriz, Kızıltepe’yi biliriz.

Peki siz Dursunbey’deki ormanların sadece çam ağaçlarından oluştuğunu mu sanıyorsunuz? Palamut ağaçları arasında saatlerce yürüyerek dağın zirvelerine tırmandınız mı hiç? Sanmıyoruz, siz o an asma altında Osman abinin çayını içiyordunuz!

Karyağmaz’a gitmenin ne kadar sıkıntılı, Şenköy’e ulaşmanın ne kadar zor olduğunu kaç kişi bilir. Ya Ramazanlar’ın  yokuşlu virajında  tonlarca yüklü kamyonu nasıl inip çıkabileceğinin hesaplarını yaptınız mı hiç?

Bir yangına, bir kazaya (kime ait veya kim olduğu önemli değildir) insanlarımızın iyi niyetle ve heyecanla nasıl koşturduğunu gözlemleyemediyseniz, sizin Dursunbey’de yaşadığınızdan şüphe ederim.

Deli bayram’ın bir kahveciye ana avrat sözdüğünü, kahvecinin patlıcan moru olmasına rağmen “Ne yapayım, deli işte” dediğine tanık olamadıysanız, bu sizin şanssızlığınızdır.

Peki Mesut hocaya “Hocam benimkin de bir sorun var, bir okusan da geçse” muhabbetini dinlemediyseniz,  siz de şanssızsınız demektir.

Teke derede günlük güneşlik havada balık avlarken, aniden bastıran şiddetli yağışa yakalanmadıysanız, hayatınızın en büyük fırsatı kaçmış demektir. Ya Nurettin’in bujisini çıkardığı motoru çalıştırmaya kalkması ve bunun sonucunda alev alan mobileti nasıl söndürmeye uğraştığımızı Çatalçam’lı Bayrama sorun o anlatsın size.

Karyağmaz altı denilen bölgede hiç balık avladınız mı siz?

Delice üzerinden Karyağmaz altına giderken eliniz direksiyonda, sağ tarafınıza bakıyorsunuz, düğüncüler hamamı bir futbol topu büyüklüğünde gözüküyor. Toprak ve kaygan yol, haliyle “Yusuf Yusuf” ediyorsunuz. Arkadaşlar uyarıyor: Önüne bak, sağına bakma.

Delice’de madenci Hüseyin abinin taş ocağından çıkan rengarenk tabaka taşlara ilk kazmanın vurulduğun tanık oldunuz mu siz? Ve yüzyıllar sonucunda çam ağaçlarının resminin taşlara fotoğraf gibi nasıl yansıdığına kafa yordunuz mı hiç? Ve de dağ başında şiddetli yağmura yakalanıp, sırılsıklam ıslanmanın keyfini yaşayabildiniz mi hiç?

Kızılöz’deki Domuz hamamının güzelliğini kaç bilir?

Hacıkerim bölgesindeki gelin alanındaki mis gibi kekik kokularını derin derin içinize çekmediyseniz, siz Dursunbey’li değilsinizdir.

Hacıkerim’de İsmet İnönü’nün kaldığı yeri, ağaçları kesildikten sonra geriye kalan 2-3 sofra büyüklüğündeki çam ağacı köklerini gözlerinizde görme mutluluğunu ve hayretini yaşadınız mı?

Germeye takılan yılanı Halim kadar pratik çıkaran başka birini şahsen ben görmedim.

Merhum kumarcı Hasan kadar pratik yakalayan başka birini zor görürsünüz. İsmail abi kadar da ustaca ve pratik serpme atana zor rastlarsınız.

Adaören altında dere boyunda sabahlayıp, gece germeye takılan balıkları izleme keyfini, minare boyu yanan ateşi, sırt üstü yattığınız yerden güneşin doğuşunu izlemediyseniz; sakın bana “ben dursunbey’de yaşıyorum” demeyin.

Yassıören köyümüzdeki düğün ikramını unutmak mümkün mü? Detayı anlatmayayım. Hem bize yazık olur, hem Yassıören köyüne.

Bayıryüzügüney’deki oğlak kebabının güzelliği hala gözlerimin önünde canlanır. Ben oğlak etini sevmediğim halde, ilk kez orada oğlak kebabının tadına doyasıya vardım. Ve siz Bayıryüzügüney’de son 20-25 yıldır düğünlerin aminle yapıldığından, son 2-3 yıldır düğünlerin tek-tük de olsa çalgılı yapılmaya başlandığından haberiniz var mıdır?

Arıklar-Ramazanlar yol ayrımında piknik sohbetimize katılan köy imamı arkadaşımızın sohbetlerinin tadı hala damağımızda durur. Allah herkese nasip etmez böyle keyifli sohbetler!

Resüller’den gelirken Boyalıca-Sakız yol ayrımında yalabıkların arabanın camını nasıl yaladığını, o anın insana nasıl heyecan verdiğini, biraz da “Yusuf Yusuf” ettiğimizi, (o yıl Sakız ve Turnacık köylerimizde büyük ve önemli hasarlar meydana gelmişti) yağmurun Aziziye tarafında kesildiğini, az daha aşağıya sarktığınızda Tafak köyü civarında kadınların tarlada buğday biçtiklerini görünce de ağzınız bizim gibi bir karış açık kaldı mı?

Bir çok köyümüzde kahve bile olmadığını, eski köy odalarında genellikle yaşlıların vakit geçirdiğini, gençlerin büyüklerine saygılarından dolayı sağda-solda volta atarak vakit geçirdiğini kaç kişi bilir? Köy odasındaki heybetli sobada pişirilen çaydan içtiniz mi siz hiç? Hem de iri bardaklarla…

Güğü köyü girişinde domuz sürüsünün güzelliği seyretmenin keyfini acaba kaç bin lira karşılığında satın alabilirsiniz? Ya aynı bölgede domuzu inek sandığınız oldu mu?

Dursunbey Suçıktı’dan ibaret değildir.

Dursunbey’de yaşamak, sadece Suçıktı’da çay içmek de değildir.

Kafa kağıdında “Dursunbey” yazması çok şey ifade etmez.

“Dursunbey’de ikamet ediyorum” diyebilirsiniz ama Dursunbey’de “Dursunbey’i yaşamak” herkesin harcı değildir.

NOT: Çok güzel ve tatlı bir çok yaşanmışlıklar var ama çoğu da özele girdiği için o tarafları “off”a alıyoruz. Eğer muhataplarından izin alırsak, onları da sizlerle paylaşmaya devam ederiz.

yenidursunbey@hotmail.com

2 Responses to Dursunbey’de yaşıyorsunuz ama…

  1. saklı cennet dedi ki:

    Öncelikle hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, Allah utandırmasın.. uzun soluklu ve çınar diyebileceğimiz bir yayın organı olur inşallah… Senin olduğun yerde başarının geleceğine inanıyorum ama neredeyse 3 günde peydahlanan basın müsvettelerinin tüm ülkeyi sarıp sarmalayan vahşi üreme ortamı nedeniyle Allah sana kolaylık versin demeden de geçemeyeceğimi ifade edeyim. Yazılarını bir solukta okudum, eline sağlık diyorum, sen bu işi biliyorsun ve her şeyin en iyiysini hak ediyorsun.. İnşallah Allah gönlüne göre verir.

  2. nostalji dedi ki:

    yeni haber siten çok güzel olmuş ahmet abi. hayırlı uğurlu olsun. özellilkle nostoljiyi çok sevdiğim için nostaljik yazılara haberlere inşallah devam edersiniz. son olarak da kavganız güzel olacak merakla bekliyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.