Şehir efsanesi

yazar nihat açık açık Şimdi artık hiçbir şeyin eski tadı, doğallığı yok. Sohbetlerin bile tadı kalmamış artık nedense. İçimizdeki bir olgu mudur ki her şeyi olduğundan farklı göstermek bilemiyorum. Son zamanlarda bir fotoğraf çekme merakı sardı fotoğraf demiyorum fotoğraf çekme merakı tabiatıyla da çekimden sonra ortaya kareler çıkar, aynı kareyi aynı makineyle 10 farklı kişi çektiğinde hiçbir kare bir birine benzemez. Her kişinin doğaya topluma olaylara bakış açısı farklıdır. Herkes farklı bir yönden bakar lakin ortada bir gerçek vardır bu gerçeği de hiçbir fotoğraf karesi veya hiçbir bakış acısı değiştiremez. Bu da yaşamdır, gereksinimdir. nihat açık kızıl manzara Kim neden yoksunsa veya neyi arzuluyorsa ondan bahseder kimin nerde yarası varsa aklında orası vardır ve orası kanar. Bazıları insanca yaşamak için toplumun kurallarına ve kaidelerine uyarlar. Bazıları da kendi üstünlüklerinden bahsederek topluma kurallarını uydurmaya çalışır ve kendince haklı olduğu, mazeret uydurduğu konularda kendini üstün sayma gayreti içine girer. Topluma hiçbir faydası olmadığı halde toplumun ihtiyacıymış gibi göstererek ve topluma bunu dayatarak kendi ihtiyaçlarını giderir ve bunun bedelini de topluma ödetirler. İçinde bulunduğumuz toplum da bu bedelleri bezen maddi olarak bazen de karda, kışta, yağmurda Pazar alış verişini yaparken ödemeye best online casino alışmış olacak ki hiç sesini çıkarmaz. Daha doğrusu sesli olarak çıkaramaz. İşte bundan dolayıdır ki toplumumuzda doktorsuz hastane, öğretmenleri yetersiz okullar, park yeri olmayan araçlar, yürünemeyen duble kaldırımlar, çamurdan geçilmeyen yollar, hizmete açılamayan kafeler ve bir zamanlar mesire yeri olan hıdırlık. Daha sayamadığım birçok neden ve en önemlisi iş gücü değer verilmeyen emek. Yıllardır toplumuz online casino insanı hep boş sözlerle oyalandı. Şimdi ilçemizde insan gibi

yaşamak isteyen, çocuklarına daha iyi bir eğitim ve daha iyi bir gelecek hazırlamak isteyenler ilçeyi bir bir terk ediyorlar. İlçeyi de Az Eşya Az İnsan Az Mal Az iş = Huzur zihniyetine terk ediyorlar. Bazıları da toplumla alay eder gibi konuşarak bu süreci daha da hızlandırıyorlar bunun farkında bile değiller. Toplumumuzun bulunduğu eğitim düzeyi belki düşük olabilir ama yaşamak için kazanmak çalışmak ve kendi geleceğini bir şekilde garantilemek lazımdır. Dursunbey’de çalışarak böyle bir olguya ulaşmak imkânsızdır ve gençler bunun farkına vararak DOĞDUKLARI yer değil, DOYDUKLARI yere gitmektedirler. Bazılarının dediği gibi gidenler sürünmemekte, Dursunbey’de ömrünce çalışarak ancak karnını doyururken Şimdi mal-mülk sahibi olmaktalar ve bunu da Devletin belirlediği asgari ücretle yapmaktalar. Şimdilerde şehir efsanesi gibi dolaşan ilçenin

nüfusu mu efsanedir? Yoksa bu nüfusu koruyamayarak ilçe halkını göçe zorlayan koşulları değiştiremeyen siyasetçiler mi efsanedir? “Tok açın halinden anlamaz” atasözümüz gibi, kendisini efsane sananlar halkın ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamamakta veya anlayamamakta, kendilerine göre kurdukları çıkar çarkları ile günlerini gün etmektedirler. Ve daha acısı, diğer il ve ilçelere evlatlık gibi gönderdikleri kendi evlatlarının ardından “Ne yapalım yani” diyebilecek kadar da umarsızdırlar. Bu fotoğraf bizi üzüyor! esatnihat@hotmail.com

dursunbey dinozor

zp8497586rq