Şeker, elma şekeri…

 “Hayırlı işler amca. Elma şekerlerini kaça satıyorsun?” diye başlıyor sohbetimiz elma şekeri satan amca ile.

“Sağol oğlum. Tanesi 2 lira” diye cevaplıyor bizi şeker satan amca.

Ve hiçbir şey sormadan kendince anlatmaya devam ediyor:

-Elmaya para veriyorum, çubuğuna para veriyorum. Şeker alıyorum, tüpte kaynatıyorum, tüp olmuş 15 lira. Bandırma’ya gidip geliyorum, her gün 8 lira yol parası veriyorum. Öyle terbiyesiz insanlar var ki, benimle 1 liraya olmaz mı, diye alay edenler bile var. Adam hem 1 lira olsun diyor, bunun üstüne bir de bana bozmam için 50 lira veriyor. Nerede bozdurayım ben 50 lirayı kumsalda?

“Amca yaş kaç?” diyoruz, 88 diyor…

“Çoluk-çocuk yok mu?” diyoruz. Yarasını deşmiş gibi anlatmaya devam ediyor:

-Hanım öldü. Oğlum Livatya’da arkadaşları ile balık yerken boğazına köpek kılı kaçmış, hastalandı. Ameliyat üstüne ameliyat oldu. Çoğu organını aldılar. Şimdi ağır kaldıramıyor. 35 yaşlarında Allah dert üstüne dert verdi. Yük benim üzerimde.

“Amca yaşlılık maaşı falan almıyor musun?” diye sohbeti  sürdürüyoruz.

-3 ayda 300 lira maaş veriyorlar, neye yeter ki? Ben de elma şekeri yaparak satmaya çalışıyorum. Böylelikle ekmek paramı çıkarmaya çalışıyorum. Elma şekeri alan bazı iyi insanlar bir şeker alıp 5 lira veriyorlar, üstünü almıyorlar. Allah razı olsun onlardan.

-Ben şeker satmaya gideyim oğlum. Kumda dolaşmak beni çok yoruyor ama ne yapacaksın ekmek parası. Aman benim arabaya dikkat et çalmasınlar. Geçen sene burada romenler arabamı çaldılar, dedi ve “Şeker… elma şekeri…” diyerek uzaklaştı yanımızdan, adını bile soramadık… (5 Eylül 2012 Çarşamba)

(Ahmet Erdoğan ÖZEL haber)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.